Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. GÜNCEL
Ne mutlu bize, yüreğimizi titreten bir istiklal marşımız var,
GÜNCEL
16.03.2022 23:02:42
60
A
Ne mutlu bize, yüreğimizi titreten bir istiklal marşımız var,
İstiklal Marşımızın Kabulünün 101. Yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla, Vakfıkebir Fen Lisesi Pansiyonu Salonunda program düzenlendi.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

Program saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan tören günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Osman Tan ortaokulu rehber öğretmeni Alper Mumcu yaptı. Mumcu konuşmasında;  

İstiklal marşımızın kabülünün 101.yılında başta Ulu Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Aziz şehitlerimiz ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygı ve minnetle anıyorum.

İnançla başlayan şiir inançla bitti. İstiklal marşı 12 Mart 1921 de mecliste kabul edilip alkışlar içinde defalarca okunmadan önce, yıllar içinde Akif tarafından ilmek ilmek dokundu.           Bu marş büyük bir aşkın gurur verici bir meyvesiydi.Akif’in vatan aşkının.

Okuduğumuzda tüylerimizi diken diken eden marşımızı yazabilecek tek kişi Akif’ti..Onun vatan ve millet gibi değerlerini,askere ve şehide olan sevgisini,vatan aşkının İstiklal marşını nasıl müjdelediğini anlayabilmek için elimizdeki en önemli belge eserleridir.

Türk ve Osmanlı mimarisindeki hiçbir türbeyi şehide yakıştıramaz Akif ve yeryüzünde yerinde oynayabilecek en son yapı olan Kâbe’yi alıp mezarının taşı yapsam der önce.

Bu sözlerin hiçbiri dize dolsun, kafiye olsun diye yazılan şeyler değildir.

Bir oturuşta yazdığı bir şiirden bahsediyoruz. Akif’in şiirleri ilhamdır.

Oğlunun Akif için “gözyaşları içinde yazdı” dediği Bülbül şiirinin ilhamı ise bir hüzünden gelir.

1920 Temmuzunda Yunanlılar’ın Bursayı işgal edişi kimsenin aklına hayaline gelmeyecek bir durumdu.

Akif haberi aldığında şehirden uzaklaşıp köyde, kırlarda teselli arar..Üzüntü içinde dolaşırken vadide bir bülbülün ötüşünü duyar,bülbül adeta ağıt yamaktadır.

Mehmet Akif, Bülbülün feryadı ile kendi durumunu kıyaslar.

Benim vatanım parçalanırken, sen neye detleniyorsun der Bülbül e? Bugün yemyeşil bir vadide yarın kıpkızıl bir Gülşen de gezersin için şen, hamünanın (evin barkın) şen,kainatın şen…Canın istediğinde bir uçuşta en uzak mesafeleri kanatlarının esiri haline getirebilirsin.O halde neden bir damlacık göğsünde fırtına koparırsın?                                                 

İşte o beter günde Akif şiirini derin bir hüzün içinde bülbüle sitem ederek yazar

Benim hakkım,sus ey Bülbül..Senin hakkın değil matem   Çünkü biz Bursa’mızı işgal ettirdik. Bu yüzden bütün dünyaya küstüm, hayalimden geçerken fikrim hercümerç oldu..

 Bu dizeleri yazabilen birinin istiklal marşını yazabilecek tek kişi olduğu açıktı..Zira Akif çok hassas bir insandı..Konu milleti olunca başka hiçbir öncelik söz konusu olamazdı

Oğlu Emin Ersoy anlatıyor

Babamla Dinar’dan Antalya’ya giderken İtalyanlar’ın idare ettiği o hatta işleyen yolcu ve yük taşıyan bir kamyona bindik..İtalyan şoför ve yanındaki muavin sarhoş,kamyonu öyle hızlı sürüyorlar ki babamın fesi kafasından uçtu.  Babam muavinin omzunu dürterek ve Türkçe olarak rüzgârın fesini başından aldığını, makineyi durdurmasını söyledi. Sarhoş şoför yola devam etti, Muavini ise buna güldü.

Babam aynı zamanda usta bir pehlivandı, güçlü bir adamdı.  O an şoförün  yanındaki muavini iki eliyle yakasından tuttu adamı oturduğu yerden yukarıya doğru öyle şiddetli çekti ki bu şekilde adamı iki üç defa ileri geri tartakladı, tekrar yerine oturturken Söyle ona arabayı hemen durdursun  dedi.

Adamlar neye uğradığını şaşırdı. Araba hemen durdu. Dedi bana ki git fesi al geri gel. Aldım geldim.Şaşırdım babam mülaim bir adam üslubu bu değildi;ama bana sonradan şöyle söyledi: Bunu benim şahsıma yapsaydı affederdim ama ben orada Türk milletini temsil ediyorum.

Böylesine hassas biri İstiklal marşı yazılması için açılan marş müsabakasında para ödülü olmasını kendine yediremiyordu.

Memleket düşmanla savaşıp,canını ortaya koyarken para için marş yazamam.Çünkü memlekette silah yok,Un yok ,ekmek yok ,şeker yok memlekette yırtık delik deşik bir üniformadan başka hiçbir şey yok!!!!

Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey yazdığı mektupla Akif’in kafasındaki engeli kaldırmıştı.Ayrıca  724 şiir gelmiş ve 6 tanesi ancak beğenilmişti.. Hamdullah Suphi Bey Mektubunda “Asıl endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yapmaya hazırız. Zatınız tarafından yazılacak şiir, maksadın hasıl olması için son çare olarak kalmıştır. Memleketi bu etkili ve coşku verici vasıtadan mahrum bırakmayın.”demiştir.

Akif artık marşa tamamen odaklanmıştı; ama bu asil milleti temsil edecek bir şiir  yazma sorumluluğu onu eziyordu.

Vatan aşkından Mevlana mesnevisine kadar uzanan geniş yelpazeli ilhamı içinde adeta kaynarken, O Özellikle “her şey ona bağlı” dediği bir başlangıç kelimesi bulmak istiyordu. Sanki bir doğum sancısı gibiydi o “Korkma” kelimesini bulmak! Korkmayı bulduktan sonra 2 günde bitirmiştir İstiklal Marşını..

Evet korkma,Sonunda buldum, o ilk kelimeyi..Korkma

Çünkü, Korkmadın İngiliz’in topundan gemisinden

Korkmadın yunanın medeniyet kisvesi altındaki zulmünden

Korkmadın dünyanın Anadolu’ya diktiği o çirkin gözlerinden,

Korkmadın vücudunu her türlü silaha karşı siper etmekten

Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak ..                                                   

Sonra gerisi kısa zaman içinde çağlayıp geldi

Bitecek bu esaret, bitecek bu işgal. Bilmez misiniz ki asımın nesli, demirden dağları eritip Anadolu’ya dizginlenemeyen bir sel gibi gelen milletin evlatlarıdır. Siz dağ gibi gemilerinize, demirden toplarınıza mı güvendiniz de geldiniz vatanıma!

Bilmez misiniz ki biz zincirlere alışkın değiliz...

Çünkü Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,

 Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.

Ve İstiklal marşı Alkışlar eşliğinde tekrar tekrar okunarak 12 Mart 1921’de meclisimizde kabul edildi. İnançla başlayan şiir inançla bitti. Velhasıl; ne istiklal ne de hürriyet bizden hiç gitmedi!

Yaşadığı her dönemde milleti için mücadele eden Mehmet Akif Ersoy’un bize en büyük hediyesi olan istiklal marşımızı nesiller boyu dinmez bir coşkuyla okuyacak ve kendisine hep minnetar olacağız.

Ne mutlu bize..Ne mutlu bize böyle bir istiklal şairimiz var,

Ne mutlu bize, her okuyuşumuzda yüreğimizi titreten bir istiklal marşımız var,

Ne mutlu bize, N e mutlu Türküm diyene

Program öğrencilerin gösterileri ve çeşitli yarışmalar sonucunda dereceye girenlerin ödül töreninin ardından sona erdi.

Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar