Yazmak isteyipte bir türlü kaleme alamadığım yazıyı Karadenizde Sonnokta Gazetesi'nin sahibi ve başyazarı sayın Osman Diyadin kaleme aldı. Yazının noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.
ellertine sağlık üsdat
Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette!..
Ama adam olabilmek bir marifettir!
Derstir ayrıca!..
O ders çok şey anlatır, anlayanlara!
Mangal gibi yürek olacak adam dediğinde. Öyle her
patırtıya pabuç bırakmayacak. Bakışından toz olacak, bakışıyla şad olacaksın.
Bakmayacaksın beylik laflar etmediğine, bileceksin ki yeri ve zamanı geldiğinde
icraatıyla konuşacak.
Adam dediğin konuşacağı yerde susup, susacağı yerde
konuşmayacak. Az ama öz konuşacak. Kodum mu oturtacak tek bir lafıyla. Sözünü
sohbetini dinletecek. Espriyle vakar, ciddiyetle saygı arasındaki çizgiyi ince
çizecek. Sesindeki tınıdan ayırt edebileceksin sevincini, kederini...
Adam dediğin yüce gönüllü olacak. Öyle her koşana,
her zorlayana açmayacak yüreğinin kapılarını. İki cicim bicime kanmayacak.
Dudaktan dökülenle yürekten akanın ayrımına varabilecek. Yalnız kalmayı
becerebilecek. Hayatın her evresinde kendi kendine yetebilecek. Duygusal
karmaşalarda hata üstüne hata yapmayacak.
Kendine özgü bir duruşu olacak adam dediğinin.
Örneğin merhametle şecaatin, sadakatle ihanetin, cehaletle nedametin ayrımına
varabilecek.
Doğal olacak adam dediğin. İşine geldiği gibi
davranmayacak. Özü neyse sözü de o olacak. Kırk yerinden eğip bükmeyecek lafı.
Söylemeden önce ölçüp biçecek, söylediğinde de sözünün arkasında durmayı
bilecek.
Adam dediğinde izzet i nefis olacak. Midesi değil,
yüreği geniş olacak. Kadını önce ana bilecek. Kızına da oğlu kadar evlat
diyebilecek. Bacım dediğine meyil etmeyecek. Yar dediğini sahiplenecek.
Duracağı yeri de durduracağı yeri de bilecek. Öyle kazanında her şey kaynamayacak.
Sevmeyi bilecek adam dediğin. Ruhundaki tek korku
sevdiğini incitmek, kaybetmek olacak. Yar yâdına düşende yaprak gibi
titreyecek.
Adam dediğin zeki olacak ve ikinci kez
kandırılamayacak kadar da akıllı. Bir lafı anlatana kadar kırk deveyi hendekten
atlatmayacaksın. Sen konuşurken yüzüne bakacak. Sustuklarını da gözlerinden
okuyacak.
Adam dediğin ağlamaktan korkmayacak. Takılmayacak öyle
erkek dediğin safsatalarına. Vara yoğa değil elbette. Ama ağlamanın kadına
değil, insana özgü bir davranış olduğunun da bilincinde olacak. Gocunmadan
ağlayacak gerektiğinde.
Adam dediğin derin olacak. Derinliklerinde
gezinebilecek, lakin kaybolmayacaksın. En bildiğini sandığın şeyi aslında hiç
bilmediğini gösterecek kadar derin olacak. Ve başını döndürecek kadar gizemli.
Bileceksin ki bir okyanusta yüzüyorsun. Her kulaç atışında enginlere yol
alacaksın. Unutmayacaksın muhteşem güzelliklere gidilen yolda yunuslar da var,
köpek balıkları da. Onun seni kaybetmekten korktuğu kadar sen de korkacaksın
yitirmekten. Aidiyet sınırına tecavüz etmeden bağlı kalacaksın.
Okuyacak adam dediğin ama öyle laf olsun diye değil,
bilinçli okuyacak. Elifi görünce övendere sanmayacak. Sadece tarzını değil
bilakis tarzı olmayanı da okuyacak ki duruşunun hakkını verebilsin. Küçük veya
büyük bir kütüphanesi olacak, örneğin ve her konuda az çok söyleyebileceği bir
sözü. Amma velâkin şiire Fransız kalmayacak. Ya yazacak ya okuyacak ya da
dinlemekten keyif alacak.
Adam dediğin utanmayı bilecek. Arın, edebin insana
mahsus meziyetler olduğunu aklından çıkarmayacak. Erkeklik kisvesine sığınıp
her şeyin mübah olduğu yanlışına düşmeyecek. Dejenere olmayacak adam dediğin.
Biraz çocuk, biraz baba, biraz abi, çokça da sevgili olacak. Farkının
farkındalığından kaynaklanan, küstahlık sınırına asla dayanmayan, zekâ ve aklın
birleşiminden mürekkep ukalalıklar biçilmiş kaftan gibi cuk diye oturacak
üzerine.
Adam dediğin kale gibi duracak. Korkmadan
dönebileceksin arkanı.
Adam dediğin;
Sarılacağı ve saracağı
Koşacağı ve duracağı
İşiteceği ve duyacağı
Bakacağı ve göreceği
Dinleyeceği ve anlayacağı
Sezeceği ve bileceği
Gideceği ve kalacağı zamanın ayrımında olacak...
Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette. Ama adam
olabilmektedir marifet.
Not:Yazmak isteyipte bir türlü kaleme alamadığım yazıyı Karadenizde Sonnokta Gazetesi'nin sahibi ve başyazarı sayın Osman Diyadin kaleme aldı. Yazının noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.
ellerine sağlık üsdat
Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette!..
Ama adam olabilmek bir marifettir!
Derstir ayrıca!..
O ders çok şey anlatır, anlayanlara!
Mangal gibi yürek olacak adam dediğinde. Öyle her
patırtıya pabuç bırakmayacak. Bakışından toz olacak, bakışıyla şad olacaksın.
Bakmayacaksın beylik laflar etmediğine, bileceksin ki yeri ve zamanı geldiğinde
icraatıyla konuşacak.
Adam dediğin konuşacağı yerde susup, susacağı yerde
konuşmayacak. Az ama öz konuşacak. Kodum mu oturtacak tek bir lafıyla. Sözünü
sohbetini dinletecek. Espriyle vakar, ciddiyetle saygı arasındaki çizgiyi ince
çizecek. Sesindeki tınıdan ayırt edebileceksin sevincini, kederini...
Adam dediğin yüce gönüllü olacak. Öyle her koşana,
her zorlayana açmayacak yüreğinin kapılarını. İki cicim bicime kanmayacak.
Dudaktan dökülenle yürekten akanın ayrımına varabilecek. Yalnız kalmayı
becerebilecek. Hayatın her evresinde kendi kendine yetebilecek. Duygusal
karmaşalarda hata üstüne hata yapmayacak.
Kendine özgü bir duruşu olacak adam dediğinin.
Örneğin merhametle şecaatin, sadakatle ihanetin, cehaletle nedametin ayrımına
varabilecek.
Doğal olacak adam dediğin. İşine geldiği gibi
davranmayacak. Özü neyse sözü de o olacak. Kırk yerinden eğip bükmeyecek lafı.
Söylemeden önce ölçüp biçecek, söylediğinde de sözünün arkasında durmayı
bilecek.
Adam dediğinde izzet i nefis olacak. Midesi değil,
yüreği geniş olacak. Kadını önce ana bilecek. Kızına da oğlu kadar evlat
diyebilecek. Bacım dediğine meyil etmeyecek. Yar dediğini sahiplenecek.
Duracağı yeri de durduracağı yeri de bilecek. Öyle kazanında her şey kaynamayacak.
Sevmeyi bilecek adam dediğin. Ruhundaki tek korku
sevdiğini incitmek, kaybetmek olacak. Yar yâdına düşende yaprak gibi
titreyecek.
Adam dediğin zeki olacak ve ikinci kez
kandırılamayacak kadar da akıllı. Bir lafı anlatana kadar kırk deveyi hendekten
atlatmayacaksın. Sen konuşurken yüzüne bakacak. Sustuklarını da gözlerinden
okuyacak.
Adam dediğin ağlamaktan korkmayacak. Takılmayacak öyle
erkek dediğin safsatalarına. Vara yoğa değil elbette. Ama ağlamanın kadına
değil, insana özgü bir davranış olduğunun da bilincinde olacak. Gocunmadan
ağlayacak gerektiğinde.
Adam dediğin derin olacak. Derinliklerinde
gezinebilecek, lakin kaybolmayacaksın. En bildiğini sandığın şeyi aslında hiç
bilmediğini gösterecek kadar derin olacak. Ve başını döndürecek kadar gizemli.
Bileceksin ki bir okyanusta yüzüyorsun. Her kulaç atışında enginlere yol
alacaksın. Unutmayacaksın muhteşem güzelliklere gidilen yolda yunuslar da var,
köpek balıkları da. Onun seni kaybetmekten korktuğu kadar sen de korkacaksın
yitirmekten. Aidiyet sınırına tecavüz etmeden bağlı kalacaksın.
Okuyacak adam dediğin ama öyle laf olsun diye değil,
bilinçli okuyacak. Elifi görünce övendere sanmayacak. Sadece tarzını değil
bilakis tarzı olmayanı da okuyacak ki duruşunun hakkını verebilsin. Küçük veya
büyük bir kütüphanesi olacak, örneğin ve her konuda az çok söyleyebileceği bir
sözü. Amma velâkin şiire Fransız kalmayacak. Ya yazacak ya okuyacak ya da
dinlemekten keyif alacak.
Adam dediğin utanmayı bilecek. Arın, edebin insana
mahsus meziyetler olduğunu aklından çıkarmayacak. Erkeklik kisvesine sığınıp
her şeyin mübah olduğu yanlışına düşmeyecek. Dejenere olmayacak adam dediğin.
Biraz çocuk, biraz baba, biraz abi, çokça da sevgili olacak. Farkının
farkındalığından kaynaklanan, küstahlık sınırına asla dayanmayan, zekâ ve aklın
birleşiminden mürekkep ukalalıklar biçilmiş kaftan gibi cuk diye oturacak
üzerine.
Adam dediğin kale gibi duracak. Korkmadan
dönebileceksin arkanı.
Adam dediğin;
Sarılacağı ve saracağı
Koşacağı ve duracağı
İşiteceği ve duyacağı
Bakacağı ve göreceği
Dinleyeceği ve anlayacağı
Sezeceği ve bileceği
Gideceği ve kalacağı zamanın ayrımında olacak...
Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette. Ama adam
olabilmektedir marifet.
Not:Yazmak isteyipte bir türlü kaleme alamadığım yazıyı Karadenizde Sonnokta Gazetesi'nin sahibi ve başyazarı sayın Osman Diyadin kaleme aldı. Yazının noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.
ellerine sağlık üsdat