Kuşlular ile sema ve Semazen üzerine sohbet ettik. İşte sohbetimizden kesitler:
Vakfıkebirgazete;Tevfik Kuşlular Kimdir?
Tevfik Kuşlular Konya 1973 doğumlu ve yaklaşık 26 yıldır sema ediyorum. Türkiyede galiba gitmediğim şehir kalmadı. Avrupa ve dünyada birçok şehirde sema programlarına katıldım. 2005 yılından itibaren de sema eğitimine başladım. İlk başladığım yılarda Kültür bakanlığı sema ekibinde yer aldım ve kedi isteğimle ayrıldım. İlk önceleri semayı sadece zikir amaçlı yapıyordum ve her hangi bir ücret talep etmiyordum çünkü kendi mesleğim vardı. Semayı sadece o aşkı dile getirmek için yapıyordum. Allah başka kapı açtı şu an tamamen sema eğitmenliği yapıyorum.

Vakfıkebirgazete; Semazenlerin giydiği kıyafetler nelerdir?
Tevfik Kuşlular; Başımıza giydiğimiz başlığı adı sikke mezar taşını
simgeler. Özel bir kıyafettir ve belden aşağı taşınmaz. Özel duası var ve duası
okunmadan giyilmez ve başkası da giyemez. Çünkü başkasının mezarına başka bir
mevta girmez. Başlığı altındaki beyaz tennure kefeni temsil ediyor.
Üzerindeki siyah hırka toprağı temsil ediyor. Sema ölmeden önce ölüp tekrar
dirilmeyi temsil ettiği için toprağı atıp üzerinden yeniden doğuşu temsil
ediyor. İkinci bir anlamı da yokluk hiçlik anlamına geliyor. Yelek teste gül
anlamında sağ ucu bele bağlı ama sol tarafı açıktır. O da semazenin kalp
gözünün açık olduğunu gösterir. Yani kalp solda olduğu için açıktır.
Vakfıkebirgazete; Şu
ana kadar kaç öğrenci yetiştirdiniz?
Tevfik Kuşlular; 300e
yakın öğrencim var ama aktif olarak 90ın üzerinde öğrencim var. Neden de nasip
olarak değerlendiriyorum çünkü sema bire zikirdir. Bazıları sema öğrenmek
istediklerini söyleyerek geliyorlar. Önce sebebini ne için öğrendiğini
soruyoruz. Açık yürekle nedenini yapacak işlerinin olmadığını ve para kazanmak
için olduğunu söyleyenler baştan kaybediyor. Bunları bizler uygun dille
anlatıyoruz ama dergâhın kapısının ilk girişinde edep yazar. Hz. Pir
döneminde o kadar edeplilermiş ki büyüklerimiz dergâha kabul edilen müritler
her akşam ve sabah çıkarken ayakkabılarına bakarlarmış ayakkabılarının ucu
dergâhın girişine bakarsa kabul edildi yani eğitimine devam edecek ama
ayakkabısının ucu dışarıya çevrilmişse sen git daha olmamışsın anlamına
geliyor. Seni çıkarıyoruz demekten ar ettikleri için böyle bir uygulamaya
gidildi. Nasıl ki camiye giren olgun müminler ayakkabılarını kıbleye döndürür,
kendini bilmeyenlerde kıblenin tam aksine döndürmeleri gibidir. Bu da
kültürümüzden gelen bir şeydir. Osmanlıda nasıl kapılarda çift tokmak vardı da
erkek gelirce kalın tokmak çalar ve kapıyı erkek açar, ince tokmak çalarsa
kadın kapıyı açması bizim kültürümüzde olan bir şeydir. Mevlevilikte her şey
çok farklı keşke yaşayabilsek. Mesela yemek yerken bile birisi su içerse
diğerleri kaşıklarını bırakırmış ki su içenin rızkından fazla yememek için.
Sema yapmaktaki oranın az olmasının
bir nedeni de kimilerinin bünyesi kaldırmadığı için. Kimileri de layık değiller
veya Rabbim kısmet etmiyor. Birde semanın çok ağır bir eğitimi var.

Vakfıkebirgazete; Bir
semazen kaç yılda kemale erer?
Tevfik Kuşlular; Çok sıkı çalışmayla azami bir yılda eğitiminin tamamını alır ve an az üç yılda kemale erer.
Vakfıkebirgazete; Bir
semazen ne eğitimi alır?
Tevfik Kuşlular; İlk önce ayakta durmasını öğrenir. Ondan sonra çark atmasını öğrenir. Her tura biz bir çark diyoruz. Çark iki bölümden oluşuyor önce bir adım atıyorsun daha sonra vücudu değiştiriyorsun. Adım attığın zaman AL diyor vücudu değiştirdiğin zaman ise LAH diyor. Adım atarken bile Allah diyor vücut bile o zikri yapıyor. Vücut bu zikri yaparken semazen de her çarkta mutlaka Allah der.

Vakfıkebirgazete;semazenin bir elinin havaya dönük bir elinin yere dönük olması ne manaya
geliyor?
Tevfik Kuşlular; Ben
bir hiçim demek. Haktan aldığımı halka dağıtıyorum demek. Ben sadece aracıyım demektir.
Vakfıkebirgazete; Bayan semazen var mı?
Tevfik Kuşlular; elbette
var ama sahneye çıkmazlar. Kendi hem cinsleri arasında, kendi cemaatleri
arasında sema ederler fakat erkeklerin olduğu yerde sahneye çıkmazlar.
Eğitimi sadece çocuklar ve gençler olarak değil. 2008 yılında Türkiyede ve
dünyada ilk defa zihinsel engelli Davn sentromlu üç öğrencim şu anda aktif
olarak sema ediyorlar. Bu çocuklarımız tek başına yemek yiyemezken, tuvalete
gidemezken hiçbir ihtiyaçlarını karşılamazken geçen yıl bunlar Şebbi Aruzda
program yaptırdım ve şu anda aktif sema hayatlarınmnı devam ettiriyorlar. İlk
başladığımızda kimse inanmıyordu. Bunların anne ve babalarıyla sürekli
görüşüyordum Davn Sentromu kötü bir hastalık. Çok çabuk unutuyor ama ne
hikmetse kendi başsına yemek yiyemeyen çocuklar aileleri ellerine makbuzları
verip elektrik ve su faturasını yatıracak kapasiteye geldiler ve bilimsel
olarak bunun da açıklaması hala bulunamadı.
Vakfıkebirgazete; Osmanlı döneminde hastaların müzik
sayesinde tedavi edildiğini biliyoruz. Bunun etkisi olmuş olabilir mi?
Tevfik Kuşlular; mutlaka dediğim
gibi sema eğitimi yaparken önce ayakta durmasını öğretiyoruz. Ondan sonra çark
atmasını öğreniyor ve bizim çivi tahtası dediğimiz 1x1 metrelik bir tahtamız
var, ortasında çiviye benzer kapara çakılır ayak başparmağını arasına takar
orada çark atar ki sağa ve sola kaymasın. Bu kapara ayağın arasında sürte sürte
kananır on oniki turdan sonra deriyi alır ve kan akmaya başlar. Yak yapışmasın
diye altına tuz atarız ki yaraya tuz basmış oluruz. Bu çocuklar zorlamaya,
sıkıya strese gelmez. Çok şükür ki bir buçuk yıl çalıştık ve sahneye çıktılar.
2010 yılında Gaziantep turnesinde tekerlekli sandalyede bir engelli arkadaşı
gördüm ve sama esnasında aklıma geldi. 2011 yılında Eskişehir tepe
Belediyesinin de katkılarıyla yine dünyada tek olan tekerlekli sandalyede dört
sema öğrencim var ve aktif olarak sema yapıyorlar ama maalesef bunu Konyada
yapamadık.

Vakfıkebirgazete; Aşk ile dönenin neden başı dönmez?
Tevfik Kuşlular;
Vücut dönerken Allah diyor zaten sol kolunuzu sürekli kaldırıyorsunuz ve sola
bakıyorsunuz. Yani Haktan aldığınız tarafa bakıyorsunuz. Diliniz ve vücudunuz
Allah diyor zaten başka bir şey kalmıyor ki. Sema edilecek yerin düzgün ve kuru
olması lazım ki dönebilesin. O aşkı hissettiğin zaman bir şeyin farkında
olmazsın.
Vakfıkebirgazete;Dünyada Türkiyeden başka semazen var mı?
Tevfik Kuşlular; Sadece Türkleri has değil. Suriyedeki Mevlevi dergâhlarında sema ediliyor ama çark atışları çok farklı. Mısırda var. Giritte Mevlevi dergâhı varmış ama maalesef elden çıktıktan sonra yıkılmış. Kıbrısta vardı yıkıldı. Arnavutlukta ve birçok Osmanlı toprağında dergâh vardı ve sema ediliyormuş. Şu anda sadece Konya ama son on yıldır Kütahyada, İstanbul, Urfa, Gaziantepte yeniden dergâhlar açıldı.
Vakfıkebirgazete; Karadeniz Bölgesinden hiç semazen
öğrenciniz var mı? Bölgeden gelecek olan tekliflere hayır der misiniz?
Tevfik Kuşlular; Hayır demem özellikle Karadeniz Bölgesinde
semazen yetiştirmek isterim. Benim yaklaşık
yedi yıldır bir projem var ve üç yıldan beride Kültür Bakanlığında bekliyor.
Her şeyi hazır onayını alır almaz isteyen belediyelere dergâh kurmayı
düşünüyorum. Konyadaki Mevlana Dergâhının biraz küçüğünü kuracağım ve
dergâhın kapısından içeri girdiğinizde 1300lü yıllardaki havanın aynısını
hissettirmeyi düşünüyorum. İçinde sohbet halinde Mevlevi dedesi, hücre odası,
sema eğitmen odası yani tam bir külliye olarak kurdurmayı düşünüyorum. Bir
hafta ya da on günlük etkinlik olarak kalacak ama belediye derse burada kalsın
kullanmak istiyorum derse külliyeyi oraya bırakarak içine bir eğitmen tayın
ederek dergâh olarak bırakmayı düşünüyorum.
Vakfıkebirgazete; Verdiğiniz bilgiler
için teşekkür erim.
Tevfik Kuşlular, alakanız için ben teşekkür ederim.