Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutladı.
Bakan Soylu mesajında; alın teri ile ilk kazandığımız ilk
ürettiğimiz ve ilk paylaştığımız. Emek, insanlık tarihinin onurlu öznesi. Üzerinde mücadeleler, umutlar, hesaplar,
savaşlar, güç kavgaları... Ve kültürümüzün inancımızın değerlerimizin en önemli
kavramı: hak alınteri kurumadan emeğin hakkı ödenmeli diyen bir değerler
sisteminin içinden geliyoruz...
işte bugün tam da
bunların kendini ifade ettiği bir gün: 1 mayıs çalışanın, işgücünün, işverenin, çalıştıranların tartıya çıktığı,
bir kez daha olup bitene baktığı, geçen yılı, geçen yılları kıyasladığı; emek,
çalışma hayatı tartışmalarının yaşandığı bir gün... Artık çalışma hayatının
kendi ülke sınırları içerisine hapsolmadığı, evrensel emek ve çalışma hayatı
değerler zincirinin bir halkasına
eklemlendiği, tüm dünyanın birlikte düşündüğü sorunlara çözüm bulunmaya, iyi
örneklerin yaygınlaşmaya çalıştığı bir dönemdeyiz.
BÜYÜYEN TÜRKİYE BU DÖNEMİ ISKALAMADI
İnsanı ve onun
emeğini kutsal saydı. Emeği, üretimin çarpanı olarak değil, sayılar arasına
sıkışmış matematiksel hesap değil, hak kavramını önceleyerek merkeze oturttu. Emeği
enflasyona ezdirmedi. Sendikal hayatı güçlendirdi. Münhasır bir iş sağlığı ve
güvenliği kanunu ile yol haritasının kırmızıçizgilerini belirledi. Meslek
standartlarını oluşturarak yeterlilik belgesiyle işi nitelikle buluşturdu, buluşturuyor.
Çalışanın sosyal güvenlik sistemi ile barışını sağladı. İlaç hastane sağlık hizmetleri...
Emeğinin karşılığı olan emekliliğindeki banka kuyruklarından sağlık karnelerine
kadar, çağ dışılığa neşter attı. Çalışan işveren devlet arasındaki sosyal
diyalog mekanizmasını tesis etti, iletişim kanallarını güçlendirdi.taşeron yani
alt işverenlik dahil her meselede çalışma hayatında müzakere yöntemini
benimsedi.çalışma hayatı, istihdam politikaları, iş kanunu, sosyal güvenlik
sisteminde 21. asra yakışır adımlar attı atıyor.
Oysa her 1 Mayısta
1977 taksimi hatırlıyor vefat eden emekçilerimize rahmet diliyor, bu 1 Mayıs
ne olacak diyorduk. Onun cevabını da ortak aklımız, sosyal diyaloğumuz ve
hükümetimiz verdi. Üzüntülerimizi, gelecek tasavvurumuzu aydınlık günlerimizi,
başkalarının senaryoları ile değil kendi yaşanmışlıklarımız ve heyecanlarımızla
karar verdik.1 mayıs, emek ve dayanışma günü olarak ilan edildiği gün sadece
bir bayrama değil emeğin, çalışma hayatının, alınterinin, hakkaniyetin
platformuna büyük adım atıldı. Ve biz millet olarak bir başarıyı daha gerçekleştirdik.
Onun için her 1 mayıs birbirimizi daha iyi anlayacağımız ve empati
medeniyetinin gereğini yerine getireceğimiz bir gün olmalı.bunun kararını hep
birlikte verdik.bugün işçilerimiz meydanlarda.taleplerini, arzularını, çalışma
hayatında istediklerini zorluklarını ve itirazlarını haykıracaklar.kulaklarımız
açık, gözlerimiz tüm dikkatimizle ülkenin her noktasındaki demokratik
platformlarda.bilinmeli ki sadece onlar söylemiyor. Bu bir monolog değil.
Dinliyoruz.
Çanakkale'den Sakarya'dan İstanbul'dan Kahramanmaraş'tan Ankaradan ve sevgili
vatanımızın74 meydanından on binlerce insandan yükselecek emek sesini dinliyoruz.
her 1 mayıs adım attığımız baharda tazelendiğimiz gibi çalışma hayatının
barışını, ahengini uyumunu ve insanlığın kardeşliğini tazelesin.
Duamız ise,
Allah emeğin hakkaniyetin yanında olanlardan etsin... tüm
çalışanlarımızın işçilerimizin 1 mayıs emek ve dayanışma gününü kutluyoruz.
nicelerine huzur ve kardeşlikle...
Bakan Soylu mesajında; alın teri ile ilk kazandığımız ilk
ürettiğimiz ve ilk paylaştığımız. Emek, insanlık tarihinin onurlu öznesi. Üzerinde mücadeleler, umutlar, hesaplar,
savaşlar, güç kavgaları... Ve kültürümüzün inancımızın değerlerimizin en önemli
kavramı: hak alınteri kurumadan emeğin hakkı ödenmeli diyen bir değerler
sisteminin içinden geliyoruz...
işte bugün tam da
bunların kendini ifade ettiği bir gün: 1 mayıs çalışanın, işgücünün, işverenin, çalıştıranların tartıya çıktığı,
bir kez daha olup bitene baktığı, geçen yılı, geçen yılları kıyasladığı; emek,
çalışma hayatı tartışmalarının yaşandığı bir gün... Artık çalışma hayatının
kendi ülke sınırları içerisine hapsolmadığı, evrensel emek ve çalışma hayatı
değerler zincirinin bir halkasına
eklemlendiği, tüm dünyanın birlikte düşündüğü sorunlara çözüm bulunmaya, iyi
örneklerin yaygınlaşmaya çalıştığı bir dönemdeyiz.
BÜYÜYEN TÜRKİYE BU DÖNEMİ ISKALAMADI
İnsanı ve onun
emeğini kutsal saydı. Emeği, üretimin çarpanı olarak değil, sayılar arasına
sıkışmış matematiksel hesap değil, hak kavramını önceleyerek merkeze oturttu. Emeği
enflasyona ezdirmedi. Sendikal hayatı güçlendirdi. Münhasır bir iş sağlığı ve
güvenliği kanunu ile yol haritasının kırmızıçizgilerini belirledi. Meslek
standartlarını oluşturarak yeterlilik belgesiyle işi nitelikle buluşturdu, buluşturuyor.
Çalışanın sosyal güvenlik sistemi ile barışını sağladı. İlaç hastane sağlık hizmetleri...
Emeğinin karşılığı olan emekliliğindeki banka kuyruklarından sağlık karnelerine
kadar, çağ dışılığa neşter attı. Çalışan işveren devlet arasındaki sosyal
diyalog mekanizmasını tesis etti, iletişim kanallarını güçlendirdi.taşeron yani
alt işverenlik dahil her meselede çalışma hayatında müzakere yöntemini
benimsedi.çalışma hayatı, istihdam politikaları, iş kanunu, sosyal güvenlik
sisteminde 21. asra yakışır adımlar attı atıyor.
Oysa her 1 Mayısta
1977 taksimi hatırlıyor vefat eden emekçilerimize rahmet diliyor, bu 1 Mayıs
ne olacak diyorduk. Onun cevabını da ortak aklımız, sosyal diyaloğumuz ve
hükümetimiz verdi. Üzüntülerimizi, gelecek tasavvurumuzu aydınlık günlerimizi,
başkalarının senaryoları ile değil kendi yaşanmışlıklarımız ve heyecanlarımızla
karar verdik.1 mayıs, emek ve dayanışma günü olarak ilan edildiği gün sadece
bir bayrama değil emeğin, çalışma hayatının, alınterinin, hakkaniyetin
platformuna büyük adım atıldı. Ve biz millet olarak bir başarıyı daha gerçekleştirdik.
Onun için her 1 mayıs birbirimizi daha iyi anlayacağımız ve empati
medeniyetinin gereğini yerine getireceğimiz bir gün olmalı.bunun kararını hep
birlikte verdik.bugün işçilerimiz meydanlarda.taleplerini, arzularını, çalışma
hayatında istediklerini zorluklarını ve itirazlarını haykıracaklar.kulaklarımız
açık, gözlerimiz tüm dikkatimizle ülkenin her noktasındaki demokratik
platformlarda.bilinmeli ki sadece onlar söylemiyor. Bu bir monolog değil.
Dinliyoruz.
Çanakkale'den Sakarya'dan İstanbul'dan Kahramanmaraş'tan Ankaradan ve sevgili
vatanımızın74 meydanından on binlerce insandan yükselecek emek sesini dinliyoruz.
her 1 mayıs adım attığımız baharda tazelendiğimiz gibi çalışma hayatının
barışını, ahengini uyumunu ve insanlığın kardeşliğini tazelesin.
Duamız ise,
Allah emeğin hakkaniyetin yanında olanlardan etsin... tüm
çalışanlarımızın işçilerimizin 1 mayıs emek ve dayanışma gününü kutluyoruz.
nicelerine huzur ve kardeşlikle...