Sabri Bahadır Kültür Merkezi Salonunda düzenlenen anma
programında konuşmacı olarak katılan Zaferfen Dersaneleri Genel Müdürü
eğitimci-yazar Arif Kapar, Üstattın
hayatı ve önem verdiği değerler konulu konferans verdi.
Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Mevlana
Vahidüddin Han'ın Peygamber Yolu Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşması
sinevizyon gösterisi ile izletildi.
Bediüzzaman Said
Nursînin hakk'ın rahmetine kavuşana kadar, bütün ömrünü insanları Allah'a iman
etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya davet edip, var gücüyle İttihadı İslam'ın
gerçekleşmesi için çalıştığını söyleyen Kapar, Bediüzzaman Hazretleri I. Dünya Savaşında
talebeleriyle milis kuvvet oluşturarak vatanın savunmasına katılmıştır. Gönüllü
alay komutanı olarak büyük başarılar gösterdiği I. Dünya Savaşında Rusya'da
esir düşmüş, üç yıl süren esaret hayatının sonunda Sibirya'daki esir kampından
kurtularak gizlice İstanbul'a gelmiştir dedi.
Said Nursi Hazretleri, 1925 yılında Şeyh Said isyanı
çıktığında, olayla hiçbir ilgisi olmadığı halde, Van'da inzivaya çekilmiş
olduğu yerden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla ilçesine sürgüne
götürüldüğünü ifade eden Kapar, Bediüzzaman yargılandığı dava süresince
tutuklu kalmıştır. Daha sonra ise Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği
kararla, Said Nursi Hazretleri'ne 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da mecburi
ikamet; on beş talebesine de altışar ay hapis cezası verilmiştir dedi.
Kapar, Mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen
Bediüzzaman sürgünün ilk bir ayında polis karakolunun üst katında oturmak
zorunda bırakılmış, daha sonra ise yine karakolun tam karşısında ve birkaç
metre uzaklıkta bulunan bir eve yerleştirilmiştir. Evinin karakola bakan
pencerelerini perdeyle kapatmasına dahi müsaade edilmemiştir. Kastamonu sürgünü
8 sene sürmüştür. Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya
getirilen Bediüzzaman Said Nursi, 1943'te Isparta savcısından gelen talimat
üzerine yeniden tutuklanmıştır. Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya oradan da
trenle Isparta'ya getirilmiştir. Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki
davayla birleştirilmesi üzerine ise Denizli'ye sevk edilmiştir. Denizli hapsi
yine tecrit altında başlamış, çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane
dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam
etmiştir. Sonrasında ise 1944'te verilen beraat ve tahliye kararına rağmen,
dönemin hükümeti Said Nursi'nin Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi
tutulmasını emretmiştir.
Bediüzzaman burada hükümet binasının karşısında bir odaya
yerleştirilerek gözetim altına alındığını ifade eden Zaferfen Dersaneleri Genel
Müdürü eğitimci-yazar Arif Kapar İnsanlarla görüşür gerekçesiyle camiye
gitmesine bile müsaade edilmediği, devamlı takip ve gözleme tabi tutulduğu
Emirdağ sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar
altında geçmiştir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale
getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek şehit etme yoluna gitmişlerdir. Hayatı
boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde
gerçekleşmiştir.
1944'te Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararının
Yargıtay tarafından onaylanmasıyla birlikte Bediüzzaman serbest bırakılmıştır.
Ancak Risale-i Nurların her geçen gün yaygınlaşarak insanlara ulaşması malum
çevreleri rahatsız etmeye başlamıştır. Ocak 1948'de Said Nursi ve on beş
talebesi evlerinden ve işyerlerinden alınarak Afyon hapishanesine
gönderilmiştir. Ancak tüm bu ağır ve zor şartlara rağmen Bediüzzaman Hazretleri
eserlerini yazmaya devam etmiştir.
Kapar, Aralık 1948'de Bediüzzaman Said Nursi hakkında 20 ay
ağır hapis cezası kararı verilmiş, ancak karar temyiz edilmiş ve Bediüzzaman
lehine bozulmuştur. Ancak Yargıtay'ın bu kararına rağmen Afyon Ağır Ceza
Mahkemesi yargılamayı uzatarak 20 aylık sürenin cezaevinde geçmesini
sağlamıştır. Hak etmediği cezanın süresini tutukluluk haliyle dolduran Said
Nursi, Eylül 1949'da serbest bırakılmıştır. Fakat Ankara'dan gelen bir emirle
bu sefer de Afyon'da mecburi iskana tabi tutulmuş ve Emirdağ'a Aralık ayında
dönebilmiştir. Dedi.
Ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünde geçiren
Bediüzzaman, bu zor şartlar altında tüm ömrünü İttihadı İslam'ı savunarak
geçirmiştir diyen Kapar, Bediüzzaman Hazretleri'nin ve kendisine sadakatle
bağlı Nur talebelerinin büyük fedakarlıklar ve çilelerle yaptıkları çalışmalar
neticesinde, Allah'ın izniyle Risale-i Nur'un temsil ettiği sevgi dolu İslam
ahlakı Anadolu'da kökleşmiştir. Ve Bediüzzaman'ın ifadesiyle, "kimsenin
onu Anadolu'nun bağrından söküp atması" mümkün değildir şeklinde konuştu.
Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program konuşmaların
ardından Vakfıkebir İlçe Müftülüğü Osman Öztürk tarafından dua edilmesinin
ardından program sona erdi.