Bediüzzaman Said Nursî’ sevgisi, salona sığmadı | Büyükliman Medya
    Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. GÜNCEL
Bediüzzaman Said Nursî’ sevgisi, salona sığmadı
GÜNCEL
24.03.2013 16:40:13
1242
A
Bediüzzaman Said Nursî’ sevgisi,  salona sığmadı
Büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 53. Yıl dönümü için sevenleri tarafından anma programı düzenlendi.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

Sabri Bahadır Kültür Merkezi Salonunda düzenlenen anma programında konuşmacı olarak katılan Zaferfen Dersaneleri Genel Müdürü eğitimci-yazar Arif Kapar,  “Üstattın hayatı ve önem verdiği değerler” konulu konferans verdi.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, Mevlana Vahidüddin Han'ın Peygamber Yolu Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşması sinevizyon gösterisi ile izletildi.

 “Bediüzzaman Said Nursî’nin hakk'ın rahmetine kavuşana kadar, bütün ömrünü insanları Allah'a iman etmeye ve Kuran ahlakını yaşamaya davet edip, var gücüyle İttihadı İslam'ın gerçekleşmesi için çalıştığını söyleyen Kapar, “  Bediüzzaman Hazretleri I. Dünya Savaşında talebeleriyle milis kuvvet oluşturarak vatanın savunmasına katılmıştır. Gönüllü alay komutanı olarak büyük başarılar gösterdiği I. Dünya Savaşında Rusya'da esir düşmüş, üç yıl süren esaret hayatının sonunda Sibirya'daki esir kampından kurtularak gizlice İstanbul'a gelmiştir” dedi.

Said Nursi Hazretleri, 1925 yılında Şeyh Said isyanı çıktığında, olayla hiçbir ilgisi olmadığı halde, Van'da inzivaya çekilmiş olduğu yerden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla ilçesine sürgüne götürüldüğünü ifade eden Kapar, “Bediüzzaman yargılandığı dava süresince tutuklu kalmıştır. Daha sonra ise Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla, Said Nursi Hazretleri'ne 11 ay hapisle birlikte Kastamonu'da mecburi ikamet; on beş talebesine de altışar ay hapis cezası verilmiştir” dedi.

Kapar, “Mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Bediüzzaman sürgünün ilk bir ayında polis karakolunun üst katında oturmak zorunda bırakılmış, daha sonra ise yine karakolun tam karşısında ve birkaç metre uzaklıkta bulunan bir eve yerleştirilmiştir. Evinin karakola bakan pencerelerini perdeyle kapatmasına dahi müsaade edilmemiştir. Kastamonu sürgünü 8 sene sürmüştür. Polis gözetimi altında mecburi ikamet için Kastamonu'ya getirilen Bediüzzaman Said Nursi, 1943'te Isparta savcısından gelen talimat üzerine yeniden tutuklanmıştır. Ağır hasta olmasına rağmen Ankara'ya oradan da trenle Isparta'ya getirilmiştir. Risale-i Nur ile ilgili davaların Denizli'deki davayla birleştirilmesi üzerine ise Denizli'ye sevk edilmiştir. Denizli hapsi yine tecrit altında başlamış, çok zor şartlar altında geçen yeni hapishane dönemi ve yargılama safhalarında da Bediüzzaman, Risale-i Nur'un yazımına devam etmiştir. Sonrasında ise 1944'te verilen beraat ve tahliye kararına rağmen, dönemin hükümeti Said Nursi'nin Afyon'un Emirdağ ilçesinde zorunlu iskana tabi tutulmasını emretmiştir”.

Bediüzzaman burada hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilerek gözetim altına alındığını ifade eden Zaferfen Dersaneleri Genel Müdürü eğitimci-yazar Arif Kapar “İnsanlarla görüşür gerekçesiyle camiye gitmesine bile müsaade edilmediği, devamlı takip ve gözleme tabi tutulduğu Emirdağ sürgünü, Denizli hapishanesindekinden bile çok daha ağır ve zor şartlar altında geçmiştir. Bu dönemde, hukuki yollarla Bediüzzaman'ı etkisiz hale getiremeyen muhalifleri onu zehirleyerek şehit etme yoluna gitmişlerdir. Hayatı boyunca yirmi üç defa denenecek bu teşebbüslerin üçü Emirdağ sürgününde gerçekleşmiştir.

1944'te Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararının Yargıtay tarafından onaylanmasıyla birlikte Bediüzzaman serbest bırakılmıştır. Ancak Risale-i Nurların her geçen gün yaygınlaşarak insanlara ulaşması malum çevreleri rahatsız etmeye başlamıştır. Ocak 1948'de Said Nursi ve on beş talebesi evlerinden ve işyerlerinden alınarak Afyon hapishanesine gönderilmiştir. Ancak tüm bu ağır ve zor şartlara rağmen Bediüzzaman Hazretleri eserlerini yazmaya devam etmiştir.”

Kapar, “Aralık 1948'de Bediüzzaman Said Nursi hakkında 20 ay ağır hapis cezası kararı verilmiş, ancak karar temyiz edilmiş ve Bediüzzaman lehine bozulmuştur. Ancak Yargıtay'ın bu kararına rağmen Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yargılamayı uzatarak 20 aylık sürenin cezaevinde geçmesini sağlamıştır. Hak etmediği cezanın süresini tutukluluk haliyle dolduran Said Nursi, Eylül 1949'da serbest bırakılmıştır. Fakat Ankara'dan gelen bir emirle bu sefer de Afyon'da mecburi iskana tabi tutulmuş ve Emirdağ'a Aralık ayında dönebilmiştir.” Dedi.

Ömrünün yaklaşık 30 yılını hapis ve sürgünde geçiren Bediüzzaman, bu zor şartlar altında tüm ömrünü İttihadı İslam'ı savunarak geçirmiştir diyen Kapar, “ Bediüzzaman Hazretleri'nin ve kendisine sadakatle bağlı Nur talebelerinin büyük fedakarlıklar ve çilelerle yaptıkları çalışmalar neticesinde, Allah'ın izniyle Risale-i Nur'un temsil ettiği sevgi dolu İslam ahlakı Anadolu'da kökleşmiştir. Ve Bediüzzaman'ın ifadesiyle, "kimsenin onu Anadolu'nun bağrından söküp atması" mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program konuşmaların ardından Vakfıkebir İlçe Müftülüğü Osman Öztürk tarafından dua edilmesinin ardından program sona erdi.  

Yorum Yazın

Güvenlik Kodu : 8232

Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar