Genel Başkan yardımcısı Mehmet Bekaroğlu; Haziran ayında öne
alınmazsa muhtemelen Haziranın 7sinde Türkiye yeni bire seçim yaşayacak. Bu
seçim demokrasi tarihimizin en önemli seçimlerinden birisi olacağından hiç
kimsenin şüphesi olmasın. Ortaya konan tablo aslında Türkiyede ekonomik
sıkıntıları demokrasi ile sıkıntılar, dış politika ile ilgili uluslar arası ile
ilgili sıkıntılar olabilir. Her dönem her ülkenin değişik sıkıntıları,
problemleri olabilir. Bu memlekette maalesef demokrasiye müdahaleler olmuş,
onları da aşmış bu millet. Fakat eğer bu halk, bu millet bölünürse, bir birine
düşman olursa bunun geri dönüşü yoktur. Bunun bedeli çok ağırdır. Cumhuriyet
tarihinde birçok kriz yaşadı bu toplum. Kardeş kavgaları da oldu ama böylesine
yaygın bir şekilde toplum kesimlerinin birbirine düşman edildiği başka bir
dönem yoktur. Ülkenin Cumhurbaşkanının ve başbakanının her gün insanları
kışkırttıkları, bu kışkırtmada yaşam tarzlarını kimliklerini ve inançlarını
kullandıkları bir tarih yoktur. Çok tehlikeli bir şekilde Türkiye bir yerlere
yuvarlanıyor ve bunu durdurmak için önümüzdeki genel seçimler bir
fırsattır.
Türkiye tarihinde hiçbir şekilde
yaşanmadığı kadar bir ötekileştirme süreci yaşıyor. Ülkeyi yönetenler toplumun
bir kesimini düşman ediyor her gün. Değişik vesilelerle ortak değerlerimizi
kullanarak, dilimizi, inançlarımızı kullanarak insanların bir bölümünü ötekileştiriyorlar.
Ülkenin belli kesimleri giderek karamsar hale geliyor. Seçimler yolu ile
iktidarın değişmeyeceği bu iktidarında hiçbir şekilde haklarını teslim
etmeyeceği kendilerini sürekli mahkum edeceği tarzında düşüncelerin yerleşiyor
ve karamsar bir hava oluşuyor. Bu son derece tehlikeli bir gidiştir. Sayın
Cumhurbaşkanı bunu israrla ve ısrarla devam ettiriyor. Her gün yeni bir bahane
bularak insanları ötekileştiriyor. Ülkede geçmişte siyaset yolu ile
kayırmacılık hep olmuştur. Maalesef Türkiye siyasi kültürünce ciddi bir problem
var. Tarihin hiçbir döneminde bu kadar kayırmacılık olmadı.
İktidara
gelenlerin bütün güçleri ellerinde toplamak istediklerini belirten Bekaroğlu;
hele hele bizim gibi problem bir anayasası olan ülkelerde bunu kısmen de becermişlerdir.
Ama Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmamış kadar yargıya müdahale
ediliyor. Hukuk ve yargının bağımsız olması gerekiyor. Özerk olması gerekiyor.
Türkiyede Cumhuriyet tarihinde hiçbir şekilde görülmedik kadar yargıya
müdahale var.
Bu ülke çok ağır darbelerin olduğu
günleri yaşadı ama bu günkü kadar baskıların yoğunlaştığı bir dönem olmadı. Özgürlük
alanları giderek daralıyor. Hükümetin müdahale etmediği bir alan kalmadı. Böyle
bir demokrasi yok. Demokrasinin ilerlemesi demek özgür alanların genişlemesi
demek. Sıcak siyaset her yere karışıyor. Cumhuriyet tarihinde görülmediği kadar
yolsuzluk iddiaları var ve bu suçlamaların örtbas edildiği bir dönem daha yok.
Bu ülkenin yolsuzlukla hırsızlıkla yetim hakkı ile ilgili, haramlai helalla
ilgili değerleri yok ediliyor tahrip ediliyor.
Eğer bu ülkeyi seviyorsak,
geleceğimizi, çocuklarımızı, torunlarımızı düşünüyorsak çok ciddi sorumlulukla
karşı karşıyayız diyen Bekaroğlu; bu sorumluluk biz 2015 seçimlerinde seçimler
yolu ile iktidarın değişebileceğini göstermeliyiz. Cumhuriyet Halk partisi bu
ülkenin geçmişinde önemli dönüm noktalarında çok önemli tarihi ve hayati işler
yapmıştır. Cumhuriyetin kuruluşunda imzası olan CHPdir. Türkiyenin çok
partili rejime geçmesini sağlayan parti CHPdir. Çok partili rejim demek
demokrasi demek değildir. Eksik kör ve topal bir demokrasi yaşamış Türkiye. Bu
demokrasiye defalarca darbeler ve müdahaleler edilmiş. Sosyal demokrasi
kavramını da bu ülkenin gündemine getiren CHP getirdi.
CHPlilere düşen
görev olduğunu hatırlatan Bekaroğlu; Türkiyenin dağılmasını yani halk olarak
dağılmasını, dağılmaya yüz tutan neredeyse iç savaşın eşiğine gelmiş olan bu
halkı tekrar bütünleştirmek. Bu ancak tam anlamıyla bir demokrasi ile mümkün
olur. Geçmişte bu ülkede sıkıntılar yaşanmıştır. Ayrımcılık ve problemler
olmuştur, acılar çekilmiştir. Toplumun belli kesimleri mağdur edilmiştir. Bu
hükümet aynı şeyleri yapmaya devam ediyor ve bunun sonu yoktur. CHP iktidara
gelecek ve tam çoğulcu bir demokrasiyi, eşitlikçi ve özgürlükçü bir demokrasiyi
hayata geçirecek. Devlet yaşam tarzı ve inancı, kimliği ne olursa olsun herkesi
eşit yurttaş olarak kabul edecek ve onlara yanı mesafede duracak.
CHP ile ilgili tarihten gelen yaygın
ve yanlış algıların olduğunu söyleyen Bekaroğlu; CHP çalışmaz, içinde kavga
olan bir partidir hayır değildir. Bunu göstermek mecburiyetindeyiz. CHP seçkinlerin
partisidir halkla ilgisi yoktur böyle olmadığını göstereceğiz. CHP inançlara
yaşam tarzlarına ve kimliklerine karışmaz. CHP Kürt meselesinin çözümünü
istemeyen meselenin önünde bir tıkaçtır derler hayır CHP barıştan yanadır. CHP
bu ülkede yaşayan herkesi eşit yurttaş olarak kabul eden bir partidir.
Türkiyeyi büyütmeye devam edecektir Cumhuriyet Halk partisi. Başarısızlıkların
üzerinde ağlayarak siyaset yapılmaz.