Vakfıkebir Belediyesi tarafından 18 Mart Çanakkale
Haftası nedeniyle Mart Ayı etkinlikleri kapsamında KTÜ Türkiye Cumhuriyet
Tarihi Öğretim Görevlisi Edip Öncü tarafından Çanakkale Savaşları adlı
konferans verildi
Sabri Bahadır Kültür Merkezindeki konferansa Kaymakam Mesut Yakutu, Belediye Başkanı Muhammet Balta, Başkan yardımcısı Ahmet Salih Birincioğlu, Büyükşehir Meclis Üyesi Eyüp Yavuz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Samim Aksoy, İlçe Müftüsü Hüseyin Köksal, Gençlik Merkezi müdürü Mustafa Turupçu ve az sayıda vatandaşlar katıldı. Konferanstan sonra Belediye Başkanı Muhammet Balta, konuşmacı Edip Öncüye plaket takdim etti.

Tam
102 yıl önce Çanakkalede bir destan yazan Türk milletinin torunları olan
bizler bu tarihi destanı asla unutmayacağız ve unutturmayacağız diyen Edip
Öncü; Savaş ve terör insanlığın gördüğü en büyük ve en acılara sebep olmuş
faciaların kaynağıdır. Çanakkale Deniz Zaferinin 102. Yıldönümünü andığımız bu
haftada terör ve savaşın vatanımız ve milletimizden uzak olmasını bir kez daha
temenni ediyorum dedi.
Öncü konferansta şu ifadelere yer
verdi: Şimdi sizleri tam 102 yıl öncesine götürmek istiyorum. Bugünü 18 Mart
1915 olarak düşünün. Saat 11 çeyrekte gördüğünüz şu Kraliçe Elizabeth adlı
İngiliz gemisi önce Çimenlike iki ağır top isabet ettiriyor, sonra Çanakkale
şehrine daha sonra da Hamidiye tabyasına ateş ediyor. Çanakkalede yangın
çıkıyor. Daha sonra Lord Nelson, Prens George ve Triumph (Zafer) isimli gemiler
ateşe başlıyor. Biz şoktayız, ama hareketli sahra toplarımızla karşılık
veriyoruz. Daha geride ise ağır toplarımız ve obüslerimiz büyük gemilerin
yanaşmasını bekliyor. Saat 12 buçukta Fransız gemileri bu İngiliz gemilerinin
arasından geçerek kıyının 400 metre yakınına kadar geliyorlar. Boğazın en dar
yerindeyiz, kıyamet gibi bir bombardıman var. Tam bu saatte ise tarihin dönüm
noktalarından birini bizzat yaşıyoruz. Ağır İngiliz gemileri de Fransızları
takip etmek üzere harekete geçiyor. Ama Fransız gemileri kolayca yaklaştığı
kıyıdan o kadar kolay ayrılamıyor.
Önce kahraman Türk evladı Seyit
onbaşının attığı top mermisiyle Fransız gemisi Bouvet hasar alıyor, kaçmaya
çalışırken Nusret gemisinin döşediği mayınlara çarparak iki dakikada 700
mürettebatıyla sulara gömülüyor. Onu kurtarmaya gelen diğer Fransız zırhlısı
Gaulois da iki top mermisiyle su almaya başlıyor. Fransızlar diğer iki
gemilerini de kaybetmemek için çekiliyorlar. Sırada İngiliz zırhlıları var, 6
tane. Tabiat bizim yanımızda, güneş bu canavarlara toplarımızı ve yerimizi
göstermemek için sis dumanlarının arkasına gizleniyor.
İkindi vakti önce Inflexible (Bükülmez),
mayına çarparak bükülüyor ve 60 İngiliz denizci ölüyor, az sonra da
Irresistable (Karşı Konulmaz) torpidoya çarpıyor ve makineleri su alıyor.
Kaput. Yardımına gelen Ocean da bir mayına çarpıyor ve diğer gemiyle birlikte
boşaltılıyor. Saat 6 ya geldiğinde Mehmetçiklerimiz yuha, yuha nidaları
arasında düşmanın Bozcaadaya çekilişini kutluyor. Üç düşman zırhlısı batırılmış, üçü de ağır hasarlı olarak tasfiye
olmuştur. 40 mehmetçik şehit olmuş, 75 askerimiz yaralanmış, fakat manevi
açıdan gösterilen insanüstü kahramanlık ve fedakarlık hem İstanbulda aylardır
endişe ve yokluk içinde yaşayanlara kurtuluş umudu vermiş ve şenlik havası
estirmiş, hem de Avrupayı yıldırımla vurulmuşa döndürmüştür. Ertesi gün
gazete ve telgraf yoluyla yayılan bu muazzam zafer tüm Müslüman aleminde
etkisini göstermiş, sömürge altında yaşayanlara umut kaynağı olmuştur. İşte
muhteşem Çanakkale deniz zaferi budur.

Gösterilen
kahramanlık bir yana Türk zaferi tesadüf de değildir, askeri ilmin maneviyatla
birleşmesinin bir tecellisidir. Yine ünlü tarihçi İlber Ortaylının da
belirttiği üzere Avrupada fetihlerle
bilinen Türkler savunma savaşını da çok iyi öğrenmişti. Her ne kadar Türk
top mermilerinin ağırlığı İngiliz top mermilerinin onda biri kadar olsa da topçu
bataryalarının organizasyonu ve mayın ve torpidoların çok akıllıca döşenmesi
kendi vatanını savunan bu Müslüman Türk askerlerinin gücünün temeliydi. Harbiye
Nazırı Enver Paşaya göre denizden yapılacak bir saldırıda Çanakkalenin
geçilmesi taktik ve lojistik olarak imkansızdı.
İngiltere ve Fransa ile Osmanlı
ve Alman orduları arasında geçen bazı yerlerde metrekareye 6.000 merminin
düştüğü kanlı savaşta iki taraftan toplam 500,000'den fazla insan
kaybedilmişti. (firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar dışında Osmanlının
55,800 şehiti, Müttefiklerin ise 60.000 ölüsü olmuştur). Savaş sonunda İtilaf
Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiştir. Böylece
Rusya'da zorda kalan çarlık rejim devrilmiş, I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamıştır.
Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış,
Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir. Savaşta, çok sayıda eğitilmiş
insan kaybedilmesi nedeniyle cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı
çekilmiştir. Öyle ki birçok eğitim müessesi o ve sonraki birkaç yıl mezun
vermemiştir. Mustafa Kemal Paşa, bu savaşta Conkbayırı Anafartalar ve
Arıburnu'nda görev yapmıştır. Çıkartmanın ilk günü Conkbayırı'ndaki müdahalesi
ve savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler, Mustafa Kemal'in askeri
yeteneklerini ortaya çıkarmış, "Anafartalar Kahramanı" olarak
tanınmasını sağlamıştır. Bu durum daha sonraları Mustafa Kemal'in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır.
Savaş öncesinde İtilaf
devletlerinin Türkleri tanımayan Anzak ve diğer sömürgelere kabul ettirdiği
Türk imajı da değişmiştir. Savaştan önce Abdül dedikleri Türk artık onların
nazarında savaşta ölümüne mücadele eden kahraman, bir o kadar da merhametli
Mehmetçikti. Çanakkale Savaşları,
ilgili bütün ulusları derinden etkilemiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda'da
Anzak Günü adıyla her yıl düzenli bir seremoni tekrarlanır. Ayrıca Avustralyalı
ve Yeni Zelandalılar o gün toplanarak Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzakların
çıkarma yaptıkları Anzak Koyu'na gelerek atalarının savaştıkları bu yeri
ziyaret ederler. Günümüz Avustralyanın gerçek psikolojik bağımsızlığı Gelibolu
olarak görülür. 25 Nisan'da Anzak Günü adıyla anma törenleri düzenlenir ve o
gün Avustralya ile Yeni Zelanda'da ulusal tatildir.
Mustafa
Kemal Atatürk'ün 1934 Anzak Kutlamaları sebebiyle gönderdiği mesaj ise ülkeler
arası dostluğu pekiştirmiştir:
"Bu Memleketin toprakları üstünde
kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve
sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak
diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz.
Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat
rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim
evlatlarımız olmuşlardır."

Son
olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki:
Her
şeyden önce Çanakkale Savaşlarıyla hasta olarak tanımlanan Osmanlı Devletinin
sahibi Türkler devrin en teknolojik ve ileri silahlarına sahip büyük devletleri
kesin olarak dize getirmiştir. Bununla beraber
Çanakkaleyi kazandıran ruh yaşatılmak zorundadır. Kendi içimizde birlik
beraberliğimizin sağlanması, milli ve dini ruhumuzun canlı tutulması en önemli
sırrımızdır. Biz tarihten biliyoruz ki: En gelişmiş teknolojiler, milli ruhla
hareket eden milletlerin sinesinde etkisiz kalmaya mahkûmdurlar. Türkler,
gücünü atalarının Çanakkalede, Milli Mücadelede sahip olduğu milli ruhuyla
kaynaştırdığı takdirde hiçbir işgalci, emperyalist güç karşısında boynunu
bükmeyecektir. Bu millet Çanakkalede
olduğu gibi daha çok Mustafa Kemal Paşalar, Seyit Onbaşılar, Ezineli Yahya
Çavuşlar çıkarabilir. Bu vesileyle bizler için kanlarını ve terlerini
fazlasıyla akıtan Çanakkale şehitlerini ve gazilerini huzurlarınızda saygıyla
anıyorum. Mekanları Cennet, Ruhları şad olsun...!