Açıklamayı Platform üyesi Sümer Özkan yaptı. Tonya'nın doğasının aynen
korunması, çocuklarımızın da
Tonya'da yaşayabileceği bir gelişme, büyümenin sağlanmasını istiyoruz dedi.
Sümer Özkan açıklamada, Herkesin
yakından izlediği gibi Tonya ilçemizin doğal yapısına ve burada yaşamakta olan
insanlarla birlikte tüm canlı hayatına kastedecek olan çimento fabrikası
onlarca taş ocağı girişimiyle karşı karşıyayız.
Uluslararası şirketlerin;
yaşamakta oldukları kriz nedeniyle, kazanç uğruna, insan hayatını hiçe
saydıklarını değişik girişim ve uygulamalarıyla görüyoruz, yaşıyoruz. Bu
şirketler amaçlarına ulaşmak için, yerli işbirlikçi taşeron bulmakta, çıkar
ilişkileri kurmaktadırlar.
Yaşanmakta olan süreç; yoksulda
olsa hayatını savunanlarla, kazanç uğruna bu kadarcık bir hayatı bile
Tonyalılara çok görenler arasındaki mücadeledir dedi.
Sümer açıklamasına, Bizler
Tonyalılar olarak her şeyden önceTonya'nın doğal yapısının korunmasını
istiyoruz. Tonyada yoksulluğun yenilmesi içinde mevcut üretim ilişkilerinin
modern hale getirilmesini, turizm yatırımları yapılmasını, küçük üretimlerin
teşvik edilmesi istiyoruz. İktidarın gücünü arkasına alarak halka hizmet
edeceğini beyan ederek yerel seçimleri kazanan yerel yöneticilerin; İktidar
gücünü halkın çıkarlarına değil, Şirketlerin menfaati doğrultusunda kullanması
istemiyoruz. Kısacası Tonya'nın doğasının aynen korunması, çocuklarımızın da
Tonya'da yaşayabileceği bir gelişme, büyümenin sağlanmasını istiyoruz.
Bu anlamda Sayın Çevre Bakanımızın
da çevreyi koruma bakanı olmasını istiyoruz. Şirket yatırımlarını esas alan bir
anlayışla, çevre bakanı olmak, en üst düzeyde de olsa çevreye
yabancılaşacaktır.
16 adet taş ocağı ile delik deşik edilecek ve toz bulutlarının insafına
bırakılacak bir Tonya adına, tarif edilen gelişme ve büyüme iddiaları, Tonya
insanının hayatına yabancıdır. Böylesi bir büyüme ve gelişme, çimento fabrikası
girişimcileriyle işbirlikçilerinin büyümesi ve gelişmesi dışında bir anlam
ifade etmeyecektir.
Tonya insanı felaketin farkındadır.
Karşı duruşlarını da basın açıklamaları, imza kampanyaları ve bilimsel
toplantılar düzenleyerek, tüm demokratik yöntemleri kullanarak
göstermektedirler. Buradan yetkililere sesleniyoruz. Bizler yasadışı insanlar
değiliz. Tamamen demokratik yöntemlerle hayatını savunan Tonyalıların gayretini
görmezden gelmeyiniz.
Başta Tonya ilçemiz olmak üzere tüm
ülkemizde demokratik mücadele yöntemlerinin sonuç almasına yaşama hakkının
gereği olarak algılayınız. Şirketlerin ve işbirlikçilerinin çıkarları uğruna
şiddet yöntemini bir yönetme tarzı olarak devreye sokmayınız.
Tonya halkının bu çağrısını çaresizlik olarak değil, bir kararlılık iradesi
olarak yorumlayınız. Tonya insanlarının tarihi kararlılığın da tarihidir.
Şu nokta çok iyi bilinmeli ki, yaşam alanlarımızı şirketlerin ve yerli
işbirlikçilerinin sofrasına sunmayacağız şeklinde tamamladı.