ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OLMA BİLİNCİ | Büyükliman Medya
    Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. GÜNCEL
ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OLMA BİLİNCİ
GÜNCEL
21.08.2015 21:55:03
758
A
ELİNE BELİNE DİLİNE SAHİP OLMA BİLİNCİ
Vakfıkebir İlçe Müftüsü Hüseyin Köksal Cuma günü dolayısıyla yaptığı vaazında; İnsan özgürlüğü ile sorumluluğu arasında maddi ve manevi bakımından büyük bir ilişki olduğunu söyledi.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

      Müftü Köksal; Söz ve davranış bağlamında özgürlüğü sembolize eden irade belli bir ölçü ile olumlu yöne yönlendirilmesi gerekir. Bu sebeple sadece insan nevine has olmak üzere bütün yapıp etmelerle söz ve davranışlar geleceğin hayrını belirler. Öyle ki, beslenme alışkanlıklarından giyim tercihlerine ve cinsel arzulara varıncaya kadar günlük insan ihtiyaçlarının karşılanma şekil ve yöntemi imtihan konusunu teşkil edeceğinibelirtti.

            Köksal vaazında; Kur'an'ın sorumluluk sahibi olarak nitelediği insanın; kendisine, diğer insanlara, çevresine ve Yüce Allah'a karşı ödevleri ve elbette hakları vardır. Hak ve ödev dengesini sağlayarak ölçüyü ve dengeyi esas almak bu sorumluluğun gereği ve ahlaki yaşamın somut ifadesidir. Sosyal ilişkilerde bilgi, görgü ve hoşgörünün hakim olması gerçekleşmeden gerçek anlamda Allah'a yakınlıktan söz edilemeyeceğinin ilke olarak benimsenmesi; dünya nimetlerinden hak ve ödev dengesinden bakarak ve mesuliyet endişesiyle değerlendirerek yararlanmak gerektiğine işaret etmektedir.

            Toplumsal muaşeretin huzuru; insanlığın atasından beslenen görgü kuralları, hoşgörü ve hayâ ölçüsüne bağlıdır. Beşeri ilişkilerin bu manevi boyutu; toplumun ahlaki güzelliklerle bezenmesi için zorunluluk arz etmektedir. Topluma kanaat aşılayan gönül dostları bu hususu eline, beline ve diline hâkim ol şeklinde veciz bir ifadeye kavuşturmuşlardır. Zira iyilik ve kötülüklerde vasıta; sözde dil, fiilde ise genellikle el şehvettir. Bu nedenle insana armağan edilen bütün imkânlar gibi şehvet de sınama aracıdır ve bütün tasarrufları hesaba tabidir.

            Allah'a gönül bağıyla bağlanma ve güzel davranışlarda bulunma ilahi vahyin insanoğluna en büyük çağrısıdır. Kur'an'da ve Allah Resulü (sav)'nün ifadelerinde söz, fiil ve şehvet; yaşamın seyir ve niteliğini belirleyen yegâne unsurlar olarak bildirilmektedir. Dil ile işlenebilen yalan, dedikodu, gıybet, kovuculuk, iftira, alay ve hakaret...; elin  ortaya çıkarabileceği öldürme, haksız kazanç, başkasının malına el uzatma ve yok edici faaliyetler…; şehvetin sürükleyebileceği gayrimeşru ilişki ve bu ilişkiye götüren bütün aksi davranışlar... İslam'ın öngördüğü hayat anlayışında yasaklanmıştır. Allah'a ve ahiret gününe inanan kimsenin hayırdan başka söyleyecek sözünün olamayacağına vurgu yapılması, diliyle ve eliyle çevresine güven veren kimsenin müslümanların en üstünü olarak tanıtılması, dili ile üreme organına sahip çıkacağına dair güvence verene cennetin garanti edilmesi, zannın yalan, yalanın da en büyük günahlardan biri ve insanların arasının bozulmasının en büyük gerekçesi sayılması, her duyulan şeyin nakledilmesinin yalan sayılması; dilin ortaya çıkaracağı muhtemel faciaları ve bunlardan sakınılması gerektiğini vurgulamakta; yaşamın, güzel ahlakın ifadesi olan Allah Resulü (sav)'nün hayat ilkeleri etrafında örgülenmesi gerektiğine işaret etmektedir.

            Rabbim Allah'tır diyerek teslimiyet göstermek, istikamet üzere bulunmayı yani O’nun istediği yönde yaşamayı; dilin afetlerine karşı endişeli olmayı, insan türünün malına, kanına ve namusuna saygılı olmayı gerektirir. Bu bağlamda bütün ilahi dinlerde olduğu gibi Kur'an'da da yasaklanmış bulunan, hakikatte insanın söz ve davranışlarının ürünü olan ve toplumun ahengini bozan zinaya, zinaya yaklaşmaya, cana kıymaya, yetim malı yemeye, sözden caymaya, ölçü ve tartıda hile yapmaya, ana babaya itaatsizlikte bulunmaya, bilinmeyen şeylerin ardına düşmeye, böbürlenmeye, kıskanmaya, kin tutmaya, yüz çevirmeye, ayıpları araştırmaya, hor görmeye, kötü söz söylemeye, boş ve faydasız şeylere meyletmeye tevessül etmemeyi zorunlu kılar.

            Kâinatın mükerrem varlığı olarak nitelenen insanın karşılaştığı olumlu yahut olumsuz her durum, yapıp ettiği ve söylediği her şey hatta kendisinde bulunan bütün eylem yetenekleri; imtihan gereği olarak kendisine verilmiştir. Başlangıçta olumlu, güzel ve iyi görünen şeyin sonuçta olumsuz ve kötü olabileceği ve hüsranla sonuçlanabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır. Özellikle müslüman halk arasında yalanın, gıybetin, dedikodunun, kovuculuğun, alayın, hakaretin, sövmenin ve çirkin sözlerin, gayr-ı meşru ilişkiye girmenin ve gözü harama dikmenin revaç bulmasına ve ortaya çıkacak sakıncalarına imkân vermemek; İslam terbiyesinin ön gördüğü ilkelerle ilahi ikramın ürünleri olan ve farklı fonksiyon icra eden uzuvları ve nesli eğitmekle mümkündür. Ahlaki alanda olgunluğa ermek, toplumsal huzur ve güveni tesis etmek de ancak bu şekilde mümkün olabileceğini ifade etti.

           

 

Yorum Yazın

Güvenlik Kodu : 6428

Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar