Tonya İlçesindeki Maranda Kafe işletmecisi 32 yaşındaki Ulaş Yurdaarmağan, iş yerini 300 parçadan oluşan eski eşyalarla donatarak otantik bir müze haline getirdi.
Yurdaarmağanın iş yerinde sergilediği eşyalar arasında
atalarının yüz yıl önce kullandığı çok çeşitli eşyalar bulunuyor. Yurdaarmağan,
Bunları yaklaşık on yıldan beri topluyorum. Bunlar benim için çok değerli
şeyler. Çünkü çocukluğum onların içinde geçti, onlarla beraber büyüdüm. Elimden
geldiği kadar dedelerimizin ve büyüklerimizin kullandığı bu eşyaları yine de
araştırıp toplamaya devam edeceğim. Yer darlığı nedeniyle bu mekâna ancak üç
yüz civarında eşya sığdırabildim. Elimde mevcut olanları ise boş bulabildiğim
köşelere yerleştireceğim. dedi.
Bu konuda gençlerin de kendisinden örnek alması gerektiğini
ifade eden Ulaş Yurdaarmağan, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: Sonuçta
tıpkı benim gibi onların da anneleri babaları bu eşyalarla haşır- neşir olarak
kendilerini bu günlere getirmişlerdir. Gençlerde bu eşyalara karşı pek ilgi
yok. Yolda geçerken tesadüfen bu eşyalardan her hangi birine rastlasalar ayakla
vurup bir kenara atarlar. Bu konudaki duyarlılığımdan dolayı kendimi
beğeniyorum. Var olduğum sürece, elimden geldiği kadar bu eşyalara değer
vereceğim. şeklinde konuştu.
Kültür evi gibi bir yer yapmayı düşündüğünü de dile getiren Yurdaarmağan,
90 metrekarelik bir alana ancak bunları sığdırabildiğini sözlerine ekledi. Kafeye
genellikle genç ve orta yaş grubunun rağbet gösterdiğinin altını çizen
Yurdaarmağan, nişan ve kına geceleri düzenlendiğinde ise her yaş grubundan
insanın geldiğini ifade ederek, Bu eşyalar ileri yaşta olan büyüklerin daha
çok ilgisini çekiyor ve ellerinde olanları getiriyorlar. Zaten onların
sayesinde bu kadar çok eşyayı bir araya getirebildim. Kendilerinden sonra bu
eşyalara sahip çıkılmayacağını bilenler ellerinde bulunanları bana
getiriyorlar. Sonuçta bunların hepsi bir değerdir ve gelecek kuşaklara
Yurdaarmağanın iş yerinde sergilediği eşyalar arasında
atalarının yüz yıl önce kullandığı çok çeşitli eşyalar bulunuyor. Yurdaarmağan,
Bunları yaklaşık on yıldan beri topluyorum. Bunlar benim için çok değerli
şeyler. Çünkü çocukluğum onların içinde geçti, onlarla beraber büyüdüm. Elimden
geldiği kadar dedelerimizin ve büyüklerimizin kullandığı bu eşyaları yine de
araştırıp toplamaya devam edeceğim. Yer darlığı nedeniyle bu mekâna ancak üç
yüz civarında eşya sığdırabildim. Elimde mevcut olanları ise boş bulabildiğim
köşelere yerleştireceğim. dedi.
Bu konuda gençlerin de kendisinden örnek alması gerektiğini
ifade eden Ulaş Yurdaarmağan, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: Sonuçta
tıpkı benim gibi onların da anneleri babaları bu eşyalarla haşır- neşir olarak
kendilerini bu günlere getirmişlerdir. Gençlerde bu eşyalara karşı pek ilgi
yok. Yolda geçerken tesadüfen bu eşyalardan her hangi birine rastlasalar ayakla
vurup bir kenara atarlar. Bu konudaki duyarlılığımdan dolayı kendimi
beğeniyorum. Var olduğum sürece, elimden geldiği kadar bu eşyalara değer
vereceğim. şeklinde konuştu.
Kültür evi gibi bir yer yapmayı düşündüğünü de dile getiren Yurdaarmağan,
90 metrekarelik bir alana ancak bunları sığdırabildiğini sözlerine ekledi. Kafeye
genellikle genç ve orta yaş grubunun rağbet gösterdiğinin altını çizen
Yurdaarmağan, nişan ve kına geceleri düzenlendiğinde ise her yaş grubundan
insanın geldiğini ifade ederek, Bu eşyalar ileri yaşta olan büyüklerin daha
çok ilgisini çekiyor ve ellerinde olanları getiriyorlar. Zaten onların
sayesinde bu kadar çok eşyayı bir araya getirebildim. Kendilerinden sonra bu
eşyalara sahip çıkılmayacağını bilenler ellerinde bulunanları bana
getiriyorlar. Sonuçta bunların hepsi bir değerdir ve gelecek kuşaklara