Tüm yurtta olduğu gibi ilçemizde de Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün ölümünün 74.yılında anmak için törenler düzenlendi.
Tüm yurtta olduğu gibi ilçemizde de Cumhuriyetimizin
kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ölümünün 74.yılında anmak için törenler
düzenlendi.
İlk tören Hükümet
Konağı önündeki Atatürk Anıtı önünde, zaman zaman yağan yağmur altında yapıldı. Her
ne hikmetse her törende olduğu gibi bu anma günüde de halkı kutlama alanına
çekemedik.
Tören zaman zaman
yağan yağmur altında yapıldığını söyledik. Gözümüze takılan bazı kareler vardı
ki bunlardan birisi beni son derece etkiledi.
Birinci karede
bazı daire amirlerinin saygı duruşuna kadar olan zaman diliminde yağan
yağmurdan korunmak için şemsiyelerini açması oldu. Dabi ki yağmurdan
korunacaklar tekbirlerini alacaklar, ama hemen yanınızda duran minik yürekler
sizlerden daha atasına saygılı çıkarak şemsiyesiz yağmur altında törenin
bitmesini beklediler. Hem de ıslanarak.
Yağmur yağarken
tören sırasından Kaymakam, Belediye Başkanı ve Garnizon Komuta’nı da aynı yağmurdan
nasibini alanlardandı. Ama onlar şemsiyelerini açmaması dikkatlerden kaçmadı.
Belediye
Başkanının yağan yağmurdan ıslanan başını mendiliyle gülümseyerek silmesi ise karemize
takılanlardandı.
Bana göre törenin
en önemli anı ise;
İlçemiz Kaymakamı
Sedat Sırrı Arısoy’un makam şoförü Dilaver Beyin yağmur yağarken kendilerini
korumak için açtığı şemsiyeyi kapattırması oldu.
Gözümüzden
kaçmayan bu kareyi gördükten sonra tören sonunda Dilaver Beyden kaymakam beyle
aralarında geçen küçücük konuşmanın aslını öğrendiğimde tüylerim tiken diken
oldu.
Bu ayrıntıyı
görüp görmediklerini sorduğum basın mensubu arkadaşlarımın ise hiç farkında
olmadıklarını ve ayrıntıyı kaçırdıklarını ifade ettiler.
Kaymakam Bey
Arısoy Dilaver Beye çocuklar ıslanırken ben şemsiyenin altında duramam dediğini
öğrendim.
Ve tören bittikten
sonrada kaymakam beyi hassasiyetinden dolayı tebrik ettim.
Neden diye
sorduğunda şemsiyenizi kapattırmanızdan dolayı dediğimde gülümseyerek benim bu
ince ayrıntıyı gördüğümü anlayamadığını anladım.
İşte devlet
terbiyesi, iste devlet adamlığı başka söze gerek var mı sizce?
Tüm yurtta olduğu gibi ilçemizde de Cumhuriyetimizin
kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ölümünün 74.yılında anmak için törenler
düzenlendi.
İlk tören Hükümet
Konağı önündeki Atatürk Anıtı önünde, zaman zaman yağan yağmur altında yapıldı. Her
ne hikmetse her törende olduğu gibi bu anma günüde de halkı kutlama alanına
çekemedik.
Tören zaman zaman
yağan yağmur altında yapıldığını söyledik. Gözümüze takılan bazı kareler vardı
ki bunlardan birisi beni son derece etkiledi.
Birinci karede
bazı daire amirlerinin saygı duruşuna kadar olan zaman diliminde yağan
yağmurdan korunmak için şemsiyelerini açması oldu. Dabi ki yağmurdan
korunacaklar tekbirlerini alacaklar, ama hemen yanınızda duran minik yürekler
sizlerden daha atasına saygılı çıkarak şemsiyesiz yağmur altında törenin
bitmesini beklediler. Hem de ıslanarak.
Yağmur yağarken
tören sırasından Kaymakam, Belediye Başkanı ve Garnizon Komuta’nı da aynı yağmurdan
nasibini alanlardandı. Ama onlar şemsiyelerini açmaması dikkatlerden kaçmadı.
Belediye
Başkanının yağan yağmurdan ıslanan başını mendiliyle gülümseyerek silmesi ise karemize
takılanlardandı.
Bana göre törenin
en önemli anı ise;
İlçemiz Kaymakamı
Sedat Sırrı Arısoy’un makam şoförü Dilaver Beyin yağmur yağarken kendilerini
korumak için açtığı şemsiyeyi kapattırması oldu.
Gözümüzden
kaçmayan bu kareyi gördükten sonra tören sonunda Dilaver Beyden kaymakam beyle
aralarında geçen küçücük konuşmanın aslını öğrendiğimde tüylerim tiken diken
oldu.
Bu ayrıntıyı
görüp görmediklerini sorduğum basın mensubu arkadaşlarımın ise hiç farkında
olmadıklarını ve ayrıntıyı kaçırdıklarını ifade ettiler.
Kaymakam Bey
Arısoy Dilaver Beye çocuklar ıslanırken ben şemsiyenin altında duramam dediğini
öğrendim.
Ve tören bittikten
sonrada kaymakam beyi hassasiyetinden dolayı tebrik ettim.
Neden diye
sorduğunda şemsiyenizi kapattırmanızdan dolayı dediğimde gülümseyerek benim bu
ince ayrıntıyı gördüğümü anlayamadığını anladım.
İşte devlet
terbiyesi, iste devlet adamlığı başka söze gerek var mı sizce?