Vakfıkebir İlçesinde çocukluğundan beri çalıştığını ve 1339 yılında doğduğunu söyleyen Hacı Osman Küçükaslan, Kocakarı ayı ile Martta 92 yaşına gireceğini belirterek mesleğine babası sayesinde başladığını belirtti.
Aslında dövme
bakır ustası olduğunu, küçük yaşta babasına yardım etmek için boyumun
küçüklüğünden ayağımın altına tahta sandalye koyarak babasına yardım ettiğini
söyleyen Küçükaslan bakırcılığın bu günkü teknolojiye yenik düşmesi nedeniyle
sektör değiştirdim.
Mesleğini babasından öğrendiğini ve doğdum
doğalı bu işleri yaptığını belirten 92 yaşındaki ihtiyar delikanlı, hiç okula
gitmediğini ve eski yazıyı Şekerin Hafız efendiden öğrendiğini ve dört yıl
okuduğunu ve yeni yazıyı ise yine ondan öğrendi. Kendi deyimiyle Şoförlük
diploması almak için Cumhuriyet İlkokuluna üç gün gittim ve belgemi alarak şoförlük
ehliyetimi aldım yıl 1969.

Çocuk yaşta işe
koyulduğunu belirten Küçükaslan, Caferli Köyünden (Şimdi Caferli Mahallesi)
sabahın erken saatlerinde sabah namazı ile yola çıktığını ve dükkânını erken
saatlerde açtığını ve gece yarılarında yine yürüme evime dönüyordu. Tabi o
zaman aldığımız pek fazla bir para yoktu ama alın teri ile kazandığımız paranın
bir tatlılığı vardı.
Canının
sıkılacağını düşündüğü için kahve hayatının da olmadığını göz önüne alarak
farklı bir şeyler yapmak istedim. Onun sonucunda da bu işleri yapmaya
başladığımda baktım ki kendi mesleğim olmuş ve mesleğimle ismim anılmaya
başlandı sonrasında da bu işlerden vazgeçemedim ilerleyen yaşıma rağmen devam
ediyorum. Hem kendimi eğlendiriyorum hem de vatandaşın işlerini görüyorum.
Burada şemsiye, küçük çaplı motor, ev aletleri ve aklınıza ne gelirse elimden
geldiğince tamir ediyorum. Benle beraber bu ilerde mezara girecek. Yeni
nesillerin bu işleri yapması mümkün değil çünkü şimdiki nesil üretme değil
tüketme üzerine kendini kurguladı. Hazırcılığa alıştılar. Ben bozulan her şeyi
tamir edebiliyorum, yenisinin alınmasından yana değilim. Çırak meselesinde ise
kirli bir sanat olduğu için kimse çırak olmak istemez.
Aslında dövme
bakır ustası olduğunu, küçük yaşta babasına yardım etmek için boyumun
küçüklüğünden ayağımın altına tahta sandalye koyarak babasına yardım ettiğini
söyleyen Küçükaslan bakırcılığın bu günkü teknolojiye yenik düşmesi nedeniyle
sektör değiştirdim.
Mesleğini babasından öğrendiğini ve doğdum
doğalı bu işleri yaptığını belirten 92 yaşındaki ihtiyar delikanlı, hiç okula
gitmediğini ve eski yazıyı Şekerin Hafız efendiden öğrendiğini ve dört yıl
okuduğunu ve yeni yazıyı ise yine ondan öğrendi. Kendi deyimiyle Şoförlük
diploması almak için Cumhuriyet İlkokuluna üç gün gittim ve belgemi alarak şoförlük
ehliyetimi aldım yıl 1969.

Çocuk yaşta işe
koyulduğunu belirten Küçükaslan, Caferli Köyünden (Şimdi Caferli Mahallesi)
sabahın erken saatlerinde sabah namazı ile yola çıktığını ve dükkânını erken
saatlerde açtığını ve gece yarılarında yine yürüme evime dönüyordu. Tabi o
zaman aldığımız pek fazla bir para yoktu ama alın teri ile kazandığımız paranın
bir tatlılığı vardı.
Canının
sıkılacağını düşündüğü için kahve hayatının da olmadığını göz önüne alarak
farklı bir şeyler yapmak istedim. Onun sonucunda da bu işleri yapmaya
başladığımda baktım ki kendi mesleğim olmuş ve mesleğimle ismim anılmaya
başlandı sonrasında da bu işlerden vazgeçemedim ilerleyen yaşıma rağmen devam
ediyorum. Hem kendimi eğlendiriyorum hem de vatandaşın işlerini görüyorum.
Burada şemsiye, küçük çaplı motor, ev aletleri ve aklınıza ne gelirse elimden
geldiğince tamir ediyorum. Benle beraber bu ilerde mezara girecek. Yeni
nesillerin bu işleri yapması mümkün değil çünkü şimdiki nesil üretme değil
tüketme üzerine kendini kurguladı. Hazırcılığa alıştılar. Ben bozulan her şeyi
tamir edebiliyorum, yenisinin alınmasından yana değilim. Çırak meselesinde ise
kirli bir sanat olduğu için kimse çırak olmak istemez.