Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi | Büyükliman Medya
    Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. GÜNCEL
Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi
GÜNCEL
21.04.2016 11:59:01
743
A
Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi
Vakfıkebir İlçe Müftülüğü tarafından, Kutlu Doğum programı düzenlendi. Programa konuşmacı olarak Ankara Ayaş İlçe Müftüsü Şükür Küçük katıldı.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

“Hazreti Peygamber, Tevhid ve Vahdet-Gelin Birlik Olalım” temalı "Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri" Konferansta konuşan Küçük: "Kim sizi, Allah'ın ilkelerine (Ku'an'a) değil de, kendi cemaatine, tarikatına çağırırsa sakın gitmeyin... Allah'ın Kitabına gelin" dedi.

Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi

Sabri Bahadır Kültür Merkezi Salonunda, icra edilen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından İmam Hatip Metin Ergin'in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmasını yapan İlçe Müftüsü Hüseyin Köksal, “Bu yıl, 'Tevhid ve Vahdet' konu olarak seçilmiş ve ülke genelinde bu konu ana tema olarak işlenmektedir. Kutlu Doğum haftamızın ülkemiz, milletimiz, bütün İslam Âlemi ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, saygılar sunuyorum” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2016 yılı Kutlu Doğum haftası anısına hazırlanan, “Hazreti Peygamber, Tevhid ve Vahdet-Gelin Birlik Olalım” konulu sinevizyonun ardından İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri seslendirdikleri ilahiler okudular.

Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi

"Kim sizi, Allah'ın ilkelerine (Ku'an'a) değil de, kendi cemaatine, tarikatına çağırırsa sakın gitmeyin... Allah'ın Kitabına gelin..." diyerek koşmasına başlayan Ayaş İlçe Müftüsü Şükür Küçük, konferansında şunları söyledi:  Bizler öyle bir ecdadın torunlarıyız ki, peygamber aşkı ve muhabbeti adeta iliklerimize kadar işlemiş; O'na olan sevgimizden dolayıdır ki; erkek çocuklarımıza Ahmet, Mehmet, Muhammed, Mustafa, Kız çocuklarımıza ise Aişe, Fatıma, Amine gibi isimler koymuşuz. Bu bizim sevgili peygamberimize olan sevgimizin bir ifadesidir. Yine biz öyle bir milletiz ki; askerimize "Mehmetçik" demişiz. Güvenlik güçlerimiz O'nun aşkıyla görev yaparlar adeta. Mehmetçik; "Küçük Muhammed" demektir. O'nun öğretisini, O'nun yolundan gitmek üzere yerine getiren bir anlayıştır bu, ince bir anlayış. Biz asker ocağına hep "Peygamber Ocağı" demişiz.

     Muhammed ismi askerimizde farklı bir algı oluşturur; Mehmetçiktir O. O yürekle, o aşkla savaş meydanlarında düşmanla dövüşmüştür ve Allah Allah diyerek O'nun ismini yüceltmek için cepheye gitmiştir. Biz O Mehmetçik adı altında, o "Küçük Muhammed" ile bir ve bütün olan bir milletiz. Biz O'nun adı etrafında birleşen ve bütünleşen bir yapıya sahibiz.

Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi

Biz Çanakkale ruhunu yakalamak zorundayız. Biz Kurtuluş Savaşında ölüm kalım mücadelesi verirken, 'Ya İstiklal, Ya Ölüm' derken bir ve bütündük. Sen ben yoktu, ayrımız gayrımız yoktu, filan mezhepten, filan meşrepten, filan tarikattan, filan cemaatten yoktu. Hepimiz Müslüman dık, yetmez miydi bu. 'Lailahe illahlah, Muhammedürrasûlüllah' deyince mesele bitiyordu. Buydu bizim sloganımız. Sadece Türkiye'den değil Kafkaslardan, Bağdat'tan, Şam'dan, Filistin'den, Rumeli'den cepheye asker gelmişti. Priştine'ye, Kosova'ya varıncaya kadar asker gelmişti. Çanakkale'ye bakınca bunu görürsünüz. Hiç kimseye senin milliyetin nedir? senin burada ne işin var? diye sorulmuyordu. Çünkü biz aynı Allah'a, aynı kitaba, aynı peygambere inanıyor, aynı kıbleye dönüyorduk yetmez mi? İşte bu Tevhid inancıdır. Bu birliktir, bütünlüktür. O birliğin, o bütünlüğün sağlanması için idi bütün mücadele.

     Yüce Rabbimiz Ali İmran Suresi 103. ayette: "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.."  buyurarak; 'Ey iman edenler! Ey mü'minler! Allah'ın ipinden başka ipe gitmeyin. Allah'ın koyduğu ilkeden başkasına gitmeyin. Kim sizi Allah'tan başkasına çağırırsa; kendi cemaatine, kendi tarikatına çağırırsa sakın gitmeyin, Allah'ın kitabına gelin, sakın bölünmeyin' diye bizleri büyük bir tehlikeye karşı uyarıyor.   Ama sanki tam tersini yapıyor muşuz gibi bir hava var maalesef. Sanki Yaratan birleşin, parçalanmayın değil de parçalanın der gibi; herkes kendi cemaatine çağırıyor. Benim cemaatimden değildir diye selam vermeyen insanların varlığına şahit oluyoruz. Allah Resulü'nün öğretisi bu değildi. Allah Resulü, hep birlikte olalım, Tevhid etrafında birleşelim, bütünleşelim ve Tevhid'den Vahdete erişelim diye mücadele vermiştir.

     Bu ülkede bir dönem başörtüsü mücadelesi verildi. Biliyorsunuz bayan kardeşlerimiz üniversitelerden atılırdı, ağlatılır, sızlatılırdı. Ama bir şekilde bitti hamdolsun. Yönetmeliğin değişmesine rağmen bazı öğretmenlerin dışarıda başını kapatıp ta içeride açtığını gören vatandaş diyor ki: 'Dışarıda örtüyorsunuz içerde açıyorsunuz; yönetmelik değişti, artık içeride de başınızı açmanıza gerek yok' deyince ne diyorlarmış biliyor musunuz? Bize henüz emir gelmedi. Nerden emir gelecek; cemaatinden. Ya sen kimin kulusun Allah aşkına? Kimin kulusun? Allah'ın kulu musun? cemaatin kulu musun? diye sormak gerekiyor. Bu kadar saçmalık olur mu Allah aşkına. Maalesef bunları yaşıyoruz. Öyle yada böyle biz, falan yada filan değil, sen ben kavgasını bir tarafa bırakmak zorundayız. İnsanız hata yapabiliriz. Ama kalkıp ta siz bir cemaatin liderine yada başına, 'siz hata yapabilir siniz' derseniz aforoz edilirsiniz. Hep ben haklıyım, her şeyi en iyi ben bilirim dememeli. Hep ben dersek, hep ben haklıyım dersek; işte o zaman sonuç maalesef tefrikaya gider, ayrılığa, bir ve bütünlüğümüzün dağılmasına kadar gider. İnsanız, 'tamam şurada bir hata yaptım' diyemiyoruz maalesef.

        Birlik ve bütünlüğü ana noktalarda bulmak zorundayız. Ayrıntılara takılıp ta mezhebi dinleştirerek bölücülüğe, bölünmeye, tefrikaya gitmek müslümanın yapacağı bir iş olmamalı. Onlar insanların yorumlarıdır ve gayet normaldir ama insan hata da yapabilir, isabet de edebilir. Mutlak doğru olan sadece yaratandır. Onun için benim mezhebim, benim meşrebim, benim tarikatım, benim cemaatim dersek; Kur'an-ı, Allah'ın koyduğu temel ilkeyi bir kenara bırakır da hep kendi cemaatimize, tarikatımıza çağırmaya çalışırsak işte orda sıkıntı ortaya çıkar. O nedenle ana ilke 'Kelime-i Tevhid' olmalı, 'Kelime-i Şehadet' olmalı ve Allah'ın koyduğu o ilkeler doğrultusunda birleşme ve bütünleşme sağlanmalıdır.

        Cami, toplayan demektir. Bir ve bütün demektir. Bir araya getiren demektir. Bütün Müslümanları bir şemsiye altında toplayan demektir. Birliğin beraberliğin sembolüdür aynı zamanda camiler. Ve biz maalesef camileri de ayırmaya başladık. Bazı cemaatler görürsünüz; cuma namazı için bile kendi camilerine giderler. Tevhid açısından meseleye bakıldığında çok farklı yöne gidildiğini görürsünüz. Cuma namazlarının bir yerleşim yerinde aynı camide kılınması bir hassasiyettir. İnsanların mümkün mertebe tek yerde toplanmasını, bir ve bütün olmasını, ayrılığa düşmemesini isteyen bir semboldür cuma aslında. Falancaların camisi, filancaların camisi diye bütünleştirmesi gereken, bir araya getirmesi gereken camilerimizin bile bölündüğünü görüyorsunuz.

Kutlu Doğum Konferansına Yoğun İlgi

    Programın sonunda Kaymakam Yıldıray Malğaç, konuşmasından dolayı Ankara Ayaş İlçe Müftüsü Şükür Küçük'e teşekkür ederken gecenin anısına bir de çiçek takdim etti.

Yorum Yazın

Güvenlik Kodu : 6864

Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ömer Faruk BULUT
05.03.2020
1. Haber yorum
Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar