1932 yılında Vakfıkebir Tarlacık Köyünde doğan ve 1946 yılında çıraklık yaparak ayakkabı yapım ustası olan İhsan Turan meslek aşkı ile ilk gün olduğu gibi bu günde ilerlemiş yaşına rağmen mesleğinden kopmamış.
Kendi deyimi ile
sanatından memnun olduğunu, sipariş usulü ayakkabı yaptığını ve çırak bulmakta
çok zorlandığını söyleyerek yaşadığı sıkıntıları anlattı 83 yaşındaki İhsan
Usta Bizim zamanımızda yokluk vardı. 1943 yılında ilkokuldan çıktığını,
Zaruret karşısında ilkokulu bitirdiğini belirterek ortaokula devam edemedim. Zaten
ilçede 1947 senesinde ortaokul yapıldı. Herkesin okuma imkânı olmadığı için
gençler ilkokulu bitirdi sene ortaokul olmadığı için meslek seçmeye daha çok
meyilli oluyorlardı. O zamanlarda her sanatkârın yanında iki, üç çırak
çalışıyordu. Şimdi ise herkes okumaya meyilli olduğu için sanat geriledi.
Sanatın beşine giden olmadı okuma ön plana çıkınca sanatta gittikçe geri gitti
ver şimdilerde ise yok olmaya yüz tuttu. Sanırım bu ilçede son temsilci de ben
kaldım.
Mesleğe ilk başladığım yıllarda
herkes bana bu mesleği öğretiye yalvarırken yıllarca bizler çırak bulmak için
ana ve babalara yalvardık ve gelinen sonuç ortada, sanatta bizlerde yok olmaya
döndük.
Mesleğine ilk başladığım günlerde
bu günkü gibi teknik donanım ve makineler yoktu. Bir günde çok hızlı çalışan
ustalar bir çift ayakkabı yaparlardı. Bütün işlemesini özellikle dikişlerini
elde yapardık. Şimdi ise makine ile bir usta günde 10-15 çift ayakkabı
yapabiliyor. Ama yine de bizim yaptığımız gibi uzun ömürlü ve zenne olurdu ve
kazandığımız para daha tatlı olurdu.
Kendi deyimi ile
sanatından memnun olduğunu, sipariş usulü ayakkabı yaptığını ve çırak bulmakta
çok zorlandığını söyleyerek yaşadığı sıkıntıları anlattı 83 yaşındaki İhsan
Usta Bizim zamanımızda yokluk vardı. 1943 yılında ilkokuldan çıktığını,
Zaruret karşısında ilkokulu bitirdiğini belirterek ortaokula devam edemedim. Zaten
ilçede 1947 senesinde ortaokul yapıldı. Herkesin okuma imkânı olmadığı için
gençler ilkokulu bitirdi sene ortaokul olmadığı için meslek seçmeye daha çok
meyilli oluyorlardı. O zamanlarda her sanatkârın yanında iki, üç çırak
çalışıyordu. Şimdi ise herkes okumaya meyilli olduğu için sanat geriledi.
Sanatın beşine giden olmadı okuma ön plana çıkınca sanatta gittikçe geri gitti
ver şimdilerde ise yok olmaya yüz tuttu. Sanırım bu ilçede son temsilci de ben
kaldım.
Mesleğe ilk başladığım yıllarda
herkes bana bu mesleği öğretiye yalvarırken yıllarca bizler çırak bulmak için
ana ve babalara yalvardık ve gelinen sonuç ortada, sanatta bizlerde yok olmaya
döndük.
Mesleğine ilk başladığım günlerde
bu günkü gibi teknik donanım ve makineler yoktu. Bir günde çok hızlı çalışan
ustalar bir çift ayakkabı yaparlardı. Bütün işlemesini özellikle dikişlerini
elde yapardık. Şimdi ise makine ile bir usta günde 10-15 çift ayakkabı
yapabiliyor. Ama yine de bizim yaptığımız gibi uzun ömürlü ve zenne olurdu ve
kazandığımız para daha tatlı olurdu.