Trabzonspor'un yaşayan efsanesi Ali Yavuz'u dinler misiniz? Yazarmız Aksal yavuz'un Trabzonspor'un efsane fotbolcularından Ali Yavuz ile yaptığı ropörtaj Ali Yavuz; ÇOCUĞUMU YAŞATMAK İÇİN AFRİKA'YA GİDİP HAMALLIK YAPTIM!
EY VEFA NEREDESİN...
Dile kolay 4 yılda 143 maç..
120sinde ilk 11de sahaya çıktı.
4 yılda 3 şampiyonluk. Kupa şampiyonluğu hariç..
Ömrü hayatında hiç kart görmedi.
Trabzonsporun 1.Ligde golünü atan ilk oyuncu...
Bu adam bu ülkede adı ve soyadı ile söylenenbilinen tek
oyuncu; Ali Yavuzun ta kendisidir..
O bugün hayatta olan Trabzonsporun birkaç efsanesinden
biridir.
O adamın Rizespordan Trabzonspora geldiği yıl aynı soyadı
taşımamıza rağmen akrabamız olmadığını, Kastamonulu olduğunu öğrendiğimde
ortaokula gidiyordum.
O adamın akrabam ya da Trabzonlu olması önemli değildi, zira
artık o Trabzonsporda oynuyordu, bu da bana yetiyordu.
Şenol, Dozer Cemil, Kadir, Ali Kemal, Bekir ve Necati o
yıllar Trabzonsporda ne ise Ali Yavuz da onlardan biriydi. Onlardan farkı;
nüfus kâğıdına Trabzon yazmamasıydı...
Gel zaman git zaman Ali Yavuz vatani görevini yapmak için
sessiz sedasız İzmire gider ve
Göztepede oynamaya başlar.
Gidiş o gidiş...
Ali Yavuzu ne gören vardı, ne de yerini bilen...
Bunlardan biri de sizler gibi bendim..
***

Birileri 70li yıllardan ve efsane futbolculardan bahsetse,
aklıma hep o gelmiştir..
Çünkü o bir efsaneydi, benim gibi milyonların hayallerini
süsleyen bir kahramandı.
Bizlere şampiyonluk sevincini tattıran, bugün milyonlarca
gencin Trabzonsporlu olmasını sağlayanlardan biriydi.
O adamı mutlaka bulup konuşmalıydık.
Çünkü o adam; bana Nüfus kâğıdına Trabzon yazmayıp
Trabzonsporlu olanları sırtımızda taşımalıyız
cümlesini yıllardır söyletenlerden biri olmuştur.
***
Seneler evvel bir dostum kendisini bir hastanede gördüğünü
ve bayağı bi dertleştiğini söylemişti.
Başına geldiklerini benimle paylaştığında, başımdan aşağıya
adeta soğuk sular dökülmüştü.
Bulup konuşmalıydık o adamı...
Yerin dibine de girse bulmalıydık onu..
Çünkü o Trabzonsporun ta kendisiydi..
Çünkü o yaşayan bir efsaneydi..
Çünkü o adam bizlere Trabzonsporu sevdirenlerdendi.
***
Cumartesi günü Turan Babacan, İbrahim Tüfekçi ve Süleyman
Hacıcaferoğlunu yanımıza alarak yola koyulduk.
Rota Sarıyerin Maden semti..
Bir yıl evvel tanıştığım mahalli sanatçılarımızdan olan Oflu
Temel Reisin mekanını zor zar bulduk.
Ormanın içinde bir yer.. Tam bir köy. Köpekler, kediler..
Sarı saçlarını yana uzatan Temel Reis, bizi görür görmez,
boğazını kastı, bütün gücüyle rahmetli Erkan Ocaklının Aşkı Kim İcat Etti
türküsünü söylemeye başladı. Benden mükemmelsin anlamında işareti alıncaya
kadar da susmadı. Ve o işareti görünce, şarjı biten pil gibi birden sus-pus
oldu. Laf aramızda güzel sesi var hani.
Aldığı övgü karşısında gururlanan Temel Reisi arkadaşlara
tanıştırdıktan sonra tahta bir masada oturup efsaneyi ve Aytekin Akayı
beklemeye başladık. Zira efsaneyi
evinden alıp getirecek olan Aytekindi...
***
Tertemiz tahta bir masanın etrafında toplanmış beklemedeyiz.
Hep 70li yıllardan konuşuyoruz.
Dalların çıtırtısı, ağaçların hışırtısı konuştuklarımıza
eşlik ediyordu..
Temel Reis, arada bir lafın arasına girip yumuşak esintide
tembel tembel sallanan ağaçları kendi elleriyle diktiğini söylüyordu, büyük bir
gururla.
****
O da ne?
O adam..!
Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğumuzu bilen adamın gözlerinin
içi gülerek, iki elini yana açarak bize doğru geliyor. Attığı her adımda
tıkırdayan taşların sesini duyar gibiydik..
Bizimle tokalaşmak ve kucaklaşmak için can atıyordu..
40 yıllık dostmuşuz gibi kucaklaştık..
Birbirimize sıkıca sarıldık..
Ey gidi koca Ali Yavuz..
Sahalara sığmayan, durdurulamayan koca adam, güneşin bordo-mavi
renklerini soldurduğu kalın elbiselerin markajı altındadır, sessiz ve sakin..
Artık o adam karşımızdadır..
Hal-hatır derken, başladık konuşmaya..
Trabzonspor'un Türk
futbolunda efsane olmasının başyapıtı oyuncularından biri olan Ali Yavuz ile yaptığımız sohbet öyle bir duygu seli
ortaya çıkardı ki ona kayıtsız kalmak asla mümkün olamaz. Futbolu bıraktı, elinde kalan bir şey yoktu.
Çocuğu hastaydı. Çaresizdi. Ama 'Benim için şerefli meslek' dediği hamallık
için Afrika'nın yolunu tuttu.
Ali Yavuz ağabey
nasılsın?
Trabzonspor gibiyim
uşaklar, direnmeye, mücadeleye devam ediyorum.. Hayat çok yordu beni çok..
***
Temel Reisin getirdiği tavşankanı çayları yudumlarken
muhabbeti daha da koyulaştırdık.
Trabzonspora Rizespordan geldim. Yani profesyonel olduğum
ilk takımdır Trabzonspor. Askere gidene
kadar bordo-mavili formayı giydim. Vatani görevimi ifa ederken Göztepede
oynadım. O zamanki şartlar bugünkü gibi değildi, kulübüm futboldan uzak
kalmayayım diye transferime izin verdi, zira o yıllar bugünkü gibi futbol
oynadığınız yerde askerlik yapma şansınız yoktu
Efsane tüm bunları anlatırken bir bulut güneşin önünden
geçerkenki silüeti gibi, her şey çabuk olup bitmişti.
◗Ankarada
kaleye Geçtim...
Bir iç çekerek başını kaldırıp bulutlara baktı. Patlamış
baraj gibiydi...
Hiç unutmam Ankaragücü maçıydı. Oyuncu değiştirme hakkımız
yok. Şenol Güneş sakatlandı. E kaleye kim geçecek, rahmetli Kadir Ben dedi..
Ben, hayır, ben geçeceğim dedim. Düşünün kaleye geçmek, sorumluluk almak için
birbirimizle yarışıyoruz. Kaleye ben
geçtim, maçı da biz aldık..
◗Ömeragiç
Trabzonspor balon dedi...
Avni Akerde uzun zamandır yenilmiyorduk. Mustafa Denizlili
Altay bizi mağlup etmişti. Hocaları Ömeragiç, maç sonu Trabzonspor balon, balon demez mi..
İzmirde görüşeceğiz dedik ona..
O haftayı iple çektik.
İzmire gittiğimiz hafta Adana Demirspor-Fenerbahçe maçı
oynanıyor. O zamana kadar şampiyonluk aklımıza gelmiyor. Bizden yarım saat
evvel başlayan maçta Fenerbahçenin 2-0 önde olduğunu söylediler. Devre arası
soyunma odasına giderken, radyodan maçı dinleyen bir polis, Alpaslanın penaltı
kaçırdığını, Fenerbahçenin 3-2 mağlup olduğunu söyledi. İkinci yarı sahaya
çıktığımızda bütün tribünler Trabzon, Trabzon diye inliyordu.. Tabii ki Altay
ile olan hesabımızı orada görmüştük!
Trabzona geldiğimizde, taraftarın idmanlara akın ettiğini
görünce, birbirimize biz şampiyon olacağız diye söylemeye başladık
◗Trabzonspora küfür
edilince...
Hiç unutmuyorum. Bir Eskişehir maçı sonrası, tam otobüse
binmek üzereyken, bir gurup taraftar Trabzonspora ve bize küfretti. Kadir
hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Sen misin Trabzonspora küfreden, biz
herkese sahayı dar ediyoruz, size mi acıyacağız. Hep birlikte otobüsten indik,
üzerimizde formalar, ayaklarımızda kramponlar sokakta taraftar kovalıyoruz.
Birkaç dakika önce aslan kesilenler kedi olmuş, kaçacak delik aramaya başladılar
Bunları anlatırken işaret parmağını bir sarkaç gibi öne
arkaya sallıyordu efsane..

◗
Bulut olmak istedi...
Gözleri buğulandı efsanenin, Dozer Cemil ve Liverpool
dedi. Gözlerini bizden kaçırıp, yanı başımızda güzelce kırpılmış çalılıklara
dikti, tutkalla yapışmışçasına.
İki dakika evvel salladığı parmağıyla omzunu gösterdi
bizlere. Maç günü sakat olduğunu, ona rağmen oynamak istediğini söylemiş
hocasına. Sakat olan Dozer Cemil ile iğne vurulup çıkmışlar sahaya..
70. dakikadan sonra çok acı çektiğini, ancak tribünlerden
yükselen Şampiyon Trabzon tezahüratları ona ve Dozer Cemile ilaç gibi
geldiğini söyledi.
O gerçeği tekrar yaşamak, bir bulut gibi yükselmek o
günlere, Avni Akere gitmek ister gibiydi..
◗Ben
Trabzonsporun çocuğuyum
Futbolu bıraktıktan sonra açık havada çalışmaktan yüzü
kararan, teni kırış kırış olan Ali Yavuz bir ara ayağa kalktı, birden ciddileşti, ayakları birer sütün,
ciğerleri havasız kalırcasına haykırdı:
Ben Trabzonsporun çocuğuyum
Biz, gözlerinin içindeki çizgilere bakarken, o ani bir
dürtüyle cebinden o yıllara ait Trabzonspor amblemli anahtarlığı gösterdi
hepimize.
Ve hiç kullanılmamış gibi gıcır gıcır bir kredi kartı.
Çatlayan dudakları gerilmişti, bakışları uzaklara dikilmişti, gırtlaktan gelen hafif bir sesle kartında
para olmadığını fısıldadı.
◗
Hamallık yaptım...
İnatçı bir ifadeyle kaşlarını çattı, sessizce çayını
yudumlarken soluğunun altından bir şey mırıldanmaya devam ediyordu.
Ellerini gergin bir tavırla koltuk altlarına soktu.. Yanına sokulan yavru kediye şefkatle
dokundu..
Oğlum kelimesi döküldü, Trabzonsporun çocuğuyum diyen
ağzından..
Efsane hasarlı bir bina.. Dokunsanız yıkılacak..
Çocuğum hastaydı, elimde avucumda ne varsa tedavisi için
harcadım. Öyle gün oldu hastanelere bugünün parasıyla günlük bin lira ödedim.
Aklıma şerefli mesleklerden hamallık yapmak geldi. Ver elini Afrika.. Cape
Townda üç yıl çalıştım.. Evet, evet hamallık yaptım..
Çocuklarımın hasretine daha fazla dayanmayıp Türkiyeye
geldim. Eski dostlarımdan iş istedim. Trabzonsporlu iş adamlarından birinin
şantiyesinde çalıştım, kah ofiste durdum, kah şoförlük yaptım.. Her şeye
katlandım fakat benimle alay edilmesine asla tahammül edemezdim. Oradan
ayrıldım. Birçok yerde aylık, hatta haftalık çalıştım. Çocuğumun iyileşmesi
için her şeyi yapmaya razıydım. Bu arada Trabzonspor gibi dik durmaya özen
gösterdiğimi de söylemeliyim
◗Kadirim
beni arardı..
Sadece Kadir beni arardı. Maddi ve manevi yardımını hiç
eksik etmedi benden. Çocuğumu hastaneden çıkartamamıştım, onu arayıp yardım
istedim. Gereğini yapıp çocuğumu onun sayesinde hastaneden alabildim.
Hangi kapıyı çalsam hep yüzüme kapattılar. Trabzonspor
başkanlarından biri bana kartını verip, şirketine gelmemi söylemişti.
Çaresizdim, her yolu deniyordum.. Bir çare, bir umut deyip, Sn. Başkanın
şirketine gittim. Kapıdaki görevli sen kimsin? sorusuna Trabzonsporlu Ali Yavuz cevabını verince,
benimle alay etti.. Sen kim, Trabzonspor kim der gibiydi. Sekreter başkan yok
dedi bana. Oysa Sn. Başkan yerindeydi
◗Formam
müzede...
Günün birinde, giydiğim 8 numaralı formayı istediler benden.
Çocuklar gibi mutlu oldum, zira hatırlanmıştım, formam müzedeki yerini
alacaktı. Kargoyla gönderdim. Benzerini yapıp satmışlar, gurur duydum. Teşekkür
eden olmadı ama 5 bin lira göndermişlerdi.
◗Jübilemin
parası
masrafları zor karşıladI
Hafızam beni yanıltmıyorsa jübilemden1600 lira aldım. Onu da
otel ve diğer masraflara harcadık. En acısı; genç neslin futbolculardan biri
daha ne istiyorsun, sana hiç değil jübile yaptılar demesi yok mu, işte beni
yıkan cümle budur!
◗
Çocuğum iyileşti...
Efsane konuştukça yıkılan, yerle bir olan bizlerdik.
Sahaları rakibe dar eden 64 yaşındaki Ali Yavuz ne hallere düşmüştü..
Sırtını iyice sandalyeye yasladı.
Onu ilk defa gülerken gördük, çocuğunun sağlığına
kavuştuğunu söylerken..
Onun için neler yapabileceğimizi bir kez daha sorduk.
Elçiye zeval olmaz; milyonlara Trabzonsporu sevdirenlerden
olan o adama ve dolayısıyla üniversite mezunu oğluna sahip çıkalım..
Öyle ya kardeşim; Trabzonspor kulübü bütçesinden efsanelere
minicik de olsa bir pay ayrılsa fena mı olur?
EY VEFA NEREDESİN...
Dile kolay 4 yılda 143 maç..
120sinde ilk 11de sahaya çıktı.
4 yılda 3 şampiyonluk. Kupa şampiyonluğu hariç..
Ömrü hayatında hiç kart görmedi.
Trabzonsporun 1.Ligde golünü atan ilk oyuncu...
Bu adam bu ülkede adı ve soyadı ile söylenenbilinen tek
oyuncu; Ali Yavuzun ta kendisidir..
O bugün hayatta olan Trabzonsporun birkaç efsanesinden
biridir.
O adamın Rizespordan Trabzonspora geldiği yıl aynı soyadı
taşımamıza rağmen akrabamız olmadığını, Kastamonulu olduğunu öğrendiğimde
ortaokula gidiyordum.
O adamın akrabam ya da Trabzonlu olması önemli değildi, zira
artık o Trabzonsporda oynuyordu, bu da bana yetiyordu.
Şenol, Dozer Cemil, Kadir, Ali Kemal, Bekir ve Necati o
yıllar Trabzonsporda ne ise Ali Yavuz da onlardan biriydi. Onlardan farkı;
nüfus kâğıdına Trabzon yazmamasıydı...
Gel zaman git zaman Ali Yavuz vatani görevini yapmak için
sessiz sedasız İzmire gider ve
Göztepede oynamaya başlar.
Gidiş o gidiş...
Ali Yavuzu ne gören vardı, ne de yerini bilen...
Bunlardan biri de sizler gibi bendim..
***

Birileri 70li yıllardan ve efsane futbolculardan bahsetse,
aklıma hep o gelmiştir..
Çünkü o bir efsaneydi, benim gibi milyonların hayallerini
süsleyen bir kahramandı.
Bizlere şampiyonluk sevincini tattıran, bugün milyonlarca
gencin Trabzonsporlu olmasını sağlayanlardan biriydi.
O adamı mutlaka bulup konuşmalıydık.
Çünkü o adam; bana Nüfus kâğıdına Trabzon yazmayıp
Trabzonsporlu olanları sırtımızda taşımalıyız
cümlesini yıllardır söyletenlerden biri olmuştur.
***
Seneler evvel bir dostum kendisini bir hastanede gördüğünü
ve bayağı bi dertleştiğini söylemişti.
Başına geldiklerini benimle paylaştığında, başımdan aşağıya
adeta soğuk sular dökülmüştü.
Bulup konuşmalıydık o adamı...
Yerin dibine de girse bulmalıydık onu..
Çünkü o Trabzonsporun ta kendisiydi..
Çünkü o yaşayan bir efsaneydi..
Çünkü o adam bizlere Trabzonsporu sevdirenlerdendi.
***
Cumartesi günü Turan Babacan, İbrahim Tüfekçi ve Süleyman
Hacıcaferoğlunu yanımıza alarak yola koyulduk.
Rota Sarıyerin Maden semti..
Bir yıl evvel tanıştığım mahalli sanatçılarımızdan olan Oflu
Temel Reisin mekanını zor zar bulduk.
Ormanın içinde bir yer.. Tam bir köy. Köpekler, kediler..
Sarı saçlarını yana uzatan Temel Reis, bizi görür görmez,
boğazını kastı, bütün gücüyle rahmetli Erkan Ocaklının Aşkı Kim İcat Etti
türküsünü söylemeye başladı. Benden mükemmelsin anlamında işareti alıncaya
kadar da susmadı. Ve o işareti görünce, şarjı biten pil gibi birden sus-pus
oldu. Laf aramızda güzel sesi var hani.
Aldığı övgü karşısında gururlanan Temel Reisi arkadaşlara
tanıştırdıktan sonra tahta bir masada oturup efsaneyi ve Aytekin Akayı
beklemeye başladık. Zira efsaneyi
evinden alıp getirecek olan Aytekindi...
***
Tertemiz tahta bir masanın etrafında toplanmış beklemedeyiz.
Hep 70li yıllardan konuşuyoruz.
Dalların çıtırtısı, ağaçların hışırtısı konuştuklarımıza
eşlik ediyordu..
Temel Reis, arada bir lafın arasına girip yumuşak esintide
tembel tembel sallanan ağaçları kendi elleriyle diktiğini söylüyordu, büyük bir
gururla.
****
O da ne?
O adam..!
Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğumuzu bilen adamın gözlerinin
içi gülerek, iki elini yana açarak bize doğru geliyor. Attığı her adımda
tıkırdayan taşların sesini duyar gibiydik..
Bizimle tokalaşmak ve kucaklaşmak için can atıyordu..
40 yıllık dostmuşuz gibi kucaklaştık..
Birbirimize sıkıca sarıldık..
Ey gidi koca Ali Yavuz..
Sahalara sığmayan, durdurulamayan koca adam, güneşin bordo-mavi
renklerini soldurduğu kalın elbiselerin markajı altındadır, sessiz ve sakin..
Artık o adam karşımızdadır..
Hal-hatır derken, başladık konuşmaya..
Trabzonspor'un Türk
futbolunda efsane olmasının başyapıtı oyuncularından biri olan Ali Yavuz ile yaptığımız sohbet öyle bir duygu seli
ortaya çıkardı ki ona kayıtsız kalmak asla mümkün olamaz. Futbolu bıraktı, elinde kalan bir şey yoktu.
Çocuğu hastaydı. Çaresizdi. Ama 'Benim için şerefli meslek' dediği hamallık
için Afrika'nın yolunu tuttu.
Ali Yavuz ağabey
nasılsın?
Trabzonspor gibiyim
uşaklar, direnmeye, mücadeleye devam ediyorum.. Hayat çok yordu beni çok..
***
Temel Reisin getirdiği tavşankanı çayları yudumlarken
muhabbeti daha da koyulaştırdık.
Trabzonspora Rizespordan geldim. Yani profesyonel olduğum
ilk takımdır Trabzonspor. Askere gidene
kadar bordo-mavili formayı giydim. Vatani görevimi ifa ederken Göztepede
oynadım. O zamanki şartlar bugünkü gibi değildi, kulübüm futboldan uzak
kalmayayım diye transferime izin verdi, zira o yıllar bugünkü gibi futbol
oynadığınız yerde askerlik yapma şansınız yoktu
Efsane tüm bunları anlatırken bir bulut güneşin önünden
geçerkenki silüeti gibi, her şey çabuk olup bitmişti.
◗Ankarada
kaleye Geçtim...
Bir iç çekerek başını kaldırıp bulutlara baktı. Patlamış
baraj gibiydi...
Hiç unutmam Ankaragücü maçıydı. Oyuncu değiştirme hakkımız
yok. Şenol Güneş sakatlandı. E kaleye kim geçecek, rahmetli Kadir Ben dedi..
Ben, hayır, ben geçeceğim dedim. Düşünün kaleye geçmek, sorumluluk almak için
birbirimizle yarışıyoruz. Kaleye ben
geçtim, maçı da biz aldık..
◗Ömeragiç
Trabzonspor balon dedi...
Avni Akerde uzun zamandır yenilmiyorduk. Mustafa Denizlili
Altay bizi mağlup etmişti. Hocaları Ömeragiç, maç sonu Trabzonspor balon, balon demez mi..
İzmirde görüşeceğiz dedik ona..
O haftayı iple çektik.
İzmire gittiğimiz hafta Adana Demirspor-Fenerbahçe maçı
oynanıyor. O zamana kadar şampiyonluk aklımıza gelmiyor. Bizden yarım saat
evvel başlayan maçta Fenerbahçenin 2-0 önde olduğunu söylediler. Devre arası
soyunma odasına giderken, radyodan maçı dinleyen bir polis, Alpaslanın penaltı
kaçırdığını, Fenerbahçenin 3-2 mağlup olduğunu söyledi. İkinci yarı sahaya
çıktığımızda bütün tribünler Trabzon, Trabzon diye inliyordu.. Tabii ki Altay
ile olan hesabımızı orada görmüştük!
Trabzona geldiğimizde, taraftarın idmanlara akın ettiğini
görünce, birbirimize biz şampiyon olacağız diye söylemeye başladık
◗Trabzonspora küfür
edilince...
Hiç unutmuyorum. Bir Eskişehir maçı sonrası, tam otobüse
binmek üzereyken, bir gurup taraftar Trabzonspora ve bize küfretti. Kadir
hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Sen misin Trabzonspora küfreden, biz
herkese sahayı dar ediyoruz, size mi acıyacağız. Hep birlikte otobüsten indik,
üzerimizde formalar, ayaklarımızda kramponlar sokakta taraftar kovalıyoruz.
Birkaç dakika önce aslan kesilenler kedi olmuş, kaçacak delik aramaya başladılar
Bunları anlatırken işaret parmağını bir sarkaç gibi öne
arkaya sallıyordu efsane..

◗
Bulut olmak istedi...
Gözleri buğulandı efsanenin, Dozer Cemil ve Liverpool
dedi. Gözlerini bizden kaçırıp, yanı başımızda güzelce kırpılmış çalılıklara
dikti, tutkalla yapışmışçasına.
İki dakika evvel salladığı parmağıyla omzunu gösterdi
bizlere. Maç günü sakat olduğunu, ona rağmen oynamak istediğini söylemiş
hocasına. Sakat olan Dozer Cemil ile iğne vurulup çıkmışlar sahaya..
70. dakikadan sonra çok acı çektiğini, ancak tribünlerden
yükselen Şampiyon Trabzon tezahüratları ona ve Dozer Cemile ilaç gibi
geldiğini söyledi.
O gerçeği tekrar yaşamak, bir bulut gibi yükselmek o
günlere, Avni Akere gitmek ister gibiydi..
◗Ben
Trabzonsporun çocuğuyum
Futbolu bıraktıktan sonra açık havada çalışmaktan yüzü
kararan, teni kırış kırış olan Ali Yavuz bir ara ayağa kalktı, birden ciddileşti, ayakları birer sütün,
ciğerleri havasız kalırcasına haykırdı:
Ben Trabzonsporun çocuğuyum
Biz, gözlerinin içindeki çizgilere bakarken, o ani bir
dürtüyle cebinden o yıllara ait Trabzonspor amblemli anahtarlığı gösterdi
hepimize.
Ve hiç kullanılmamış gibi gıcır gıcır bir kredi kartı.
Çatlayan dudakları gerilmişti, bakışları uzaklara dikilmişti, gırtlaktan gelen hafif bir sesle kartında
para olmadığını fısıldadı.
◗
Hamallık yaptım...
İnatçı bir ifadeyle kaşlarını çattı, sessizce çayını
yudumlarken soluğunun altından bir şey mırıldanmaya devam ediyordu.
Ellerini gergin bir tavırla koltuk altlarına soktu.. Yanına sokulan yavru kediye şefkatle
dokundu..
Oğlum kelimesi döküldü, Trabzonsporun çocuğuyum diyen
ağzından..
Efsane hasarlı bir bina.. Dokunsanız yıkılacak..
Çocuğum hastaydı, elimde avucumda ne varsa tedavisi için
harcadım. Öyle gün oldu hastanelere bugünün parasıyla günlük bin lira ödedim.
Aklıma şerefli mesleklerden hamallık yapmak geldi. Ver elini Afrika.. Cape
Townda üç yıl çalıştım.. Evet, evet hamallık yaptım..
Çocuklarımın hasretine daha fazla dayanmayıp Türkiyeye
geldim. Eski dostlarımdan iş istedim. Trabzonsporlu iş adamlarından birinin
şantiyesinde çalıştım, kah ofiste durdum, kah şoförlük yaptım.. Her şeye
katlandım fakat benimle alay edilmesine asla tahammül edemezdim. Oradan
ayrıldım. Birçok yerde aylık, hatta haftalık çalıştım. Çocuğumun iyileşmesi
için her şeyi yapmaya razıydım. Bu arada Trabzonspor gibi dik durmaya özen
gösterdiğimi de söylemeliyim
◗Kadirim
beni arardı..
Sadece Kadir beni arardı. Maddi ve manevi yardımını hiç
eksik etmedi benden. Çocuğumu hastaneden çıkartamamıştım, onu arayıp yardım
istedim. Gereğini yapıp çocuğumu onun sayesinde hastaneden alabildim.
Hangi kapıyı çalsam hep yüzüme kapattılar. Trabzonspor
başkanlarından biri bana kartını verip, şirketine gelmemi söylemişti.
Çaresizdim, her yolu deniyordum.. Bir çare, bir umut deyip, Sn. Başkanın
şirketine gittim. Kapıdaki görevli sen kimsin? sorusuna Trabzonsporlu Ali Yavuz cevabını verince,
benimle alay etti.. Sen kim, Trabzonspor kim der gibiydi. Sekreter başkan yok
dedi bana. Oysa Sn. Başkan yerindeydi
◗Formam
müzede...
Günün birinde, giydiğim 8 numaralı formayı istediler benden.
Çocuklar gibi mutlu oldum, zira hatırlanmıştım, formam müzedeki yerini
alacaktı. Kargoyla gönderdim. Benzerini yapıp satmışlar, gurur duydum. Teşekkür
eden olmadı ama 5 bin lira göndermişlerdi.
◗Jübilemin
parası
masrafları zor karşıladI
Hafızam beni yanıltmıyorsa jübilemden1600 lira aldım. Onu da
otel ve diğer masraflara harcadık. En acısı; genç neslin futbolculardan biri
daha ne istiyorsun, sana hiç değil jübile yaptılar demesi yok mu, işte beni
yıkan cümle budur!
◗
Çocuğum iyileşti...
Efsane konuştukça yıkılan, yerle bir olan bizlerdik.
Sahaları rakibe dar eden 64 yaşındaki Ali Yavuz ne hallere düşmüştü..
Sırtını iyice sandalyeye yasladı.
Onu ilk defa gülerken gördük, çocuğunun sağlığına
kavuştuğunu söylerken..
Onun için neler yapabileceğimizi bir kez daha sorduk.
Elçiye zeval olmaz; milyonlara Trabzonsporu sevdirenlerden
olan o adama ve dolayısıyla üniversite mezunu oğluna sahip çıkalım..
Öyle ya kardeşim; Trabzonspor kulübü bütçesinden efsanelere
minicik de olsa bir pay ayrılsa fena mı olur?