
Cumhuriyetinin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 79. Yıl dönümünde tüm yurtta olduğu gibi Vakfıkebir’de de anıldı.
Atatürk’ün ölüm saati 09:05’de tüm yurtta ve Vakfıkebir^de sirenler çalmaya başlarken hayat durdu. Hükümet Konağındaki Atatürk Alanında da törende mülki erkan ve vatandaşlar sirenlerin çalmasıyla beraber saygı duruşuna geçti.
Günün ikinci töreni Vakfıkebir fen Lisesi Konferans salonunda yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Günün anlam ve önemini Fen Lisesi Felsefe Öğretmeni Cevdet Öztürk “Atatürk’ün Yaşam Felsefesi” anlattığı konuşmasında; “Bugün onun yaşam felsefesini anlatmak için çocukluğuna gitmek gerektiğine inanıyorum. Çünkü Atatürk daha çocukken hayatın acımazlığıyla yüz yüze kalmış, küçücük yaşta yetimlik gerçeğiyle baş başa kalmıştı” dedi.
Herkesin taşıdığı “Bu vatan nasıl kurtulur?” kaygısını bir adım öteye taşıyarak teoriye oturtan ve yazdığı senaryoyu ilmek ilmek dokuyan bir büyük dehadır o. Hayatının hiçbir döneminde zevk-i sefa yapmadan gece-gündüz milleti için çalışan ve bu dünyadan göç eylediğinde bütün varlığını Türk Milletine bırakan bir sevdalı yürektir o. Yaşamı boyunca günümüzün birçok profesöründen daha fazla, yaklaşık 4000 kitap okuyan bir öğretmendir o.Ağacın bir kolunu kesmemek için konağı temelinden yürütecek derecede doğayı seven bir çevrecidir o.
Ankara’nın bozkırını verimli tarım arazisine dönüştürerek, başta İsrail olmak üzere birçok ülkeye esin kaynağı olan bir ziraatçıdır o.Milletinin tarihi ve dili üzerine bilimsel araştırmalar yapmak üzere kurumlar kuran bir millet sevdalısıdır o.
Yaptırdığı uçak fabrikasıyla 1936 yılında yurtdışına uçak satan ve bunu da “istikbal göklerdedir” sözüyle perçinleyerek Türk Milletine yol gösteren bir öncüdür o.Emperyalist ülkeler arasında “ölecek hasta” olarak bakılan ümitsiz bir milleti, ayağa kaldırarak “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözüyle onurlu bir dünya devletine dönüştüren en büyük siyasetçidir o. Deniz ve demiryollarıyla ülkeyi bir ağ gibi ören, yaptığı fabrikalarla sanayii toplumuna geçen, yakalamış olduğu yıllık büyüme ortalamasıyla kırılması zor dünya rekorları gerçekleştiren bir büyük ekonomisttir o. Kılık-kıyafetten ölçü birimlerine, ölçü birimlerinden yazı şekline, yazı şeklinden geometriye, geometriden yönetim biçimine kadar yaptığı sayısız yeniliklerle en büyük devrimcidir o.
Söz konusu vatanı olunca “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.” diyecek kadar gözü kara ve aynı zamanda dünya barışı için “Savaş mecbur kalmadıkça cinayettir.” diyebilecek kadar da bir hümanisttir o. Her şeyden önemlisi de milletini kulluktan, vatandaşlığa yükseltmiş en büyük Türk’tür o.
Ve son olarak sizlere, 27 Kasım 1978 tarihinde UNESCO tarafından “Atatürk Kimdir?” sorusuna 152 ülkenin ortak imzasıyla kabul edilen cevabı okumak istiyorum;
“Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün bir kişi;
Olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş devrimci;
Sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder;
İnsan haklarına saygılı;
Dünya barışının öncüsü,
Bütün yaşamı boyunca insanlar arasında; renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen;
Eşsiz bir devlet adamı;
Türkiye cumhuriyetinin kurucusu”
Başka söze gerek var mı? İşte onun yaşam felsefesi! Bu büyük insanı tekrar minnet, saygı ve özlemle anıyor, ruhu şad olsun.

Tören, Atatürk konulu slayt gösterisi, şiirler ve koronun ardından çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin ödül töreniyle sona erdi.