MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR | Büyükliman Medya
    Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. Yazarlar
  3. Mehmet Bülent ALP
  4. MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR
MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR
Mehmet Bülent ALP
17.04.2012 10:07:43
1560
A
Sevgili okuyucularımız sizlerle zaman zaman farklı kesimlerden ve farklı kişilerin kaleme aldığı yazıları paylaşmaya çalışıyorum. Özellikle bu yzımıda "Kutlu Duğum Haftası" nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olan Vakfıkebir Anadolu İmam Hatip Lisesi 10-A sınıfı öğrencilerinden Abdulkadir Garip'ın kompozisyonunun paylaşacağım.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

        Sevgili okuyucularımız sizlerle zaman zaman farklı kesimlerden ve farklı kişilerin kaleme aldığı yazıları paylaşmaya çalışıyorum.
        "Kutlu Duğum Haftası" nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olan Vakfıkebir Anadolu İmam Hatip Lisesi  10-A sınıfı öğrencilerinden Abdulkadir Garip'ın kompozisyonunun paylaşacağım.

   MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR         
          Rahmet ve merhamet sahibi Yüce Allah, insanı en güzel şekilde yaratmış. Onu üstün yeteneklerle donatmış, ilahi kitabın muhatabı kılarak, onurlandırmış ve ona sorumluluklar yüklemiştir. Dünya hayatında ise onu yalnız bırakmamış, inançsızlığın karanlığından çıkarıp iman ve güzel ahlakın aydınlığına kavuşturmak için ilahi inayet ve lütuf olarak peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Peygamberimizin başka insanlarla ilişkileri, örnek kişiliği, Medine' de Müslümanları kardeş ilan etmesi, Peygamberimizin kardeşlik hukuku anlayışını bütün insanların bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir de peygamber efendimiz doğmadan önce kardeşlik hukuku tamamen kaldırılmıştı, Allah’ın emir ve yasakları çiğneniyordu, cahiliye döneminde asr-ı saadet dönemine kadar geçen zamandaki kardeşlik hukukuyla ilgili bilgilerimi ayetler ve hadisler ışığında anlatacağım.

İslam öncesi Araplar o dönemdeki geleneklere göre bir erkek istediği kadar kadınla evlenebilirdi. Kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü, kadın-erkek eşitsizliği vardı. Kadınların hakları hiçe sayılıyordu. Hicaz bölgesi halkı, Allah’ın birliğini onaylama hususun da Hz. İbrahim ve onun getirdiği dine inanmışlardı. Ancak zaman içerisinde Araplar tek tanrı inancından uzaklaşıp putlara tapar hale geldiler ve bu durum İslam’ın gelişine kadar sürdü. Peygamberimizin yaşadığı toplum içerisinde saygın bir kişiliği vardı. Yirmi yaşlarında bir genç iken amcalarıyla beraber" Hılfu'l –Fudul "toplantısına katılması, onun bulunduğu çevre içerisinde önemli bir yeri olduğuna açıkça işaret etmektedir. İnanan, inanmayan herkesin birleştiği nokta, onun doğru ve güvenilir kişi oluşudur. Peygamberimiz (s.a.v) 'in Medine’ye Hicreti den 5 ay sonra Mekke’den gelenler ( Muhacirler ) ve Medineli ( Ensar ), aile başkanlarının katıldığı bir toplantı düzenledi. Bu toplantının amacı, Mekke’ den Medine'ye göç eden Müslümanların Medine de maddi ve manevi açıdan huzur ve mutluluk içerisinde yaşamaları konusunda bir takım önlemler aldı ve bunu uygulamaya geçirdi. Peygamberimiz Mekkeli ve Medineli Müslümanları samimi bir işbirliğine teşvik etti. Muhacir ve Ensar'ı kardeş yaptı. Ensar ve Muhacirler bu kardeşleştirme sonucunda daha da güçlendiler.  Hz. Muhammed (s.a.v) insanların arasında adaletli olmakla yükümlü kılınmıştır ; " Ey Muhammed! Bundan ötürü sen davet et ve emrolunduğun gibi doğru ol; Onların heveslerine uyma ve şöyle söyle : " Allah’ın indirdiği kitaba inandım; Aranızda adaletli hükmetmekle emrolundum… " (Şura ,42/15) Peygamberimiz işlerinde adaleti esas almıştır.Bu konuda zengin-fakir ayrımına gitmemiştir. Hz. Muhammet adaleti, insanlığın huzuru açısından en temel unsur olarak görmüştür. Hak hususunda titiz davranmış, kimsenin canına ve malına zarar vermeyi düşünmemiş ve üzerine kul hakkı geçmesini istememiştir. İstemeden incittiği kişiler olursa bunun telafi edilmesi yoluna gitmiştir. Bir örnek vermek gerekirse; Huneyn Savaşında kendi devesine binmiş ilerlerken devesiyle yanında ilerleyen bir sahabenin pabucu biraz biraz fazla yakınlaştığından Peygamber'in baldırına sürtünüyor ve canını yakıyordu. Sonunda Peygamber onu ikaz etmiş; Bunu yaparken de sahabenin ayağına kamçısıyla vurmuş. Ertesi gün sahabeyi yanına davet etmiş sahabe ne olduğunu merak ederken Hz. Peygamber ona  " Sen dün benim ayağımı incitmiş, canımı yakmıştın. Bende senin ayağına kamçıyla vurmuştum. Seni bunun karşılığını ödemek için çağırdım " demiş ve ona 80 koyun vermiş (Taberi,3,93).

            Hz. Peygamber adaletin zıttı olan zulmü her vesileyle yenmiş ve kendisi her zaman mazlumun yanında yer almıştır. "Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez… " (İbn Hanbel ,2,11) sözüyle önemli bir ölçüye işaret etmiş , kardeşlerin birbirine zulüm edemeyeceğini , etmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

            Peygamberimiz, insanlığa gönderilen son peygamberdir. O 23 senelik Peygamberlik Döneminde İslamı anlatmış aynı zamanda anlattıklarını uygulayarak bizzat insanlara örnek olmuştur. Ve insanları kardeş ilan etmiştir. Hz. Peygamber, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yıllarında her zaman erdemli davranışlarda bulunmuş toplumun takdirini kazanmıştır. Peygamberimizin adaletini ve kardeş hukukuna saygıyı hayatının her alanında görebiliriz. Çünkü insanlar hep eşit görmüş ve haksızlık yapmamış. Peygamber efendimiz veda hutbesinde  " Biz insanlara kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur "  diyor ve vefatının son anında bile Herkes eşittir, Müslüman Müslümanın kardeşidir diyordu.                                                             

Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar