Nabaysın, Bakayrim, Tövbe Esteyfirulla, Nere Gideysin…. | Büyükliman Medya
    Karanlık Mod
  1. Ana Sayfa
  2. EVLENENLER
Nabaysın, Bakayrim, Tövbe Esteyfirulla, Nere Gideysin….
EVLENENLER
27.08.2019 22:36:28
2429
A
Nabaysın, Bakayrim, Tövbe Esteyfirulla, Nere Gideysin….
Gelin Nadia salondakileri kırdı geçirdi. “en güzel renklerin BORDO MAVİ olduğunu” söylerim.
Erkek | Kadın (Haberi Dinle)

Hafta sonu Vakfıkebir Ramada otel’de yapılan düğün merasimiyle ilçenin saygın ailelerinden Arif ve Meryem Alp’ın yakışlıklı oğulları Caner ile Hadar ve Irına Belyachkova çiftinin prensesleri Nadia ile dünya evine girdiler.

  Genç çiftlerin düğün davetiyelerinde yaptıkları paylaşım ile gelecek nesillere miras bıraktılar. Davetiyelerinde “düğün alanına çelenk kabul etmiyoruz. Böyle bir düşünceniz var ise sizden TOHUM TÜRKİYE OTİZM ERKEN TANI VE EĞİTİM VAKFI”na bağışta bulunmanızı rica ediyoruz diyerek gönüllü olunmasını istediler.

Geceye damgasını vuran ise gelin Nadia’nın kendine has aksanıyla yaptığı samimi konuşmasıydı. Gelin Nadia konuşmasında şunları söyledi:

Öncelikle bu güzel günümüzü bizimle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Bazılarınız beni tanıyor ama bazılarınızla yeni tanışıyoruz. Artık bende Karadenizli bir ailenin parçasıyım. Ama bugüne kadar çok uzun yol kat ettim.

Türkiye’ye geldiğimde Türk kültürü ile ilgili fazla bir bilgim yoktu. Türk kültürünü Caner ile tanıştıktan sonra öğrenmeye başladım. Ve bu hiç kolay değildi.

Mesela bir gün Caner’e çay içermişin diye sordum. Oda bana “kafasını yukarı doğru kaldırarak” işaret etti. Ben de ona çay getirdim. Çünkü kafayı yukarı doğru kaldırmak ne demek bilmiyordum. Çayda getirmezsem ayıp olur diye düşünerek getirdim. Sonra tekrar çay ister misin diye sordum. Caner tekrar “kafasını yukarı doğru kaldırarak” işaret etti, tekrar çay getirdim. Kafayı yukarı doğru kaldırmanın “istememek” olduğunu bilmiyordum. Beşinci bardak çaydan sonra dayanamayıp, “kafayı böyle yukarı doğru kaldırmak” ne demek diye sordum.

Tabi bazen tuhaf şeylerde yaşıyorsunuz. Türk insanı çok sıcakkanlı ama ben Türkçeyi çok iyi bilmediğim için zaman zaman sorun yaşıyorum. Örneğin bir şey söylendiğinde onu anlamadığım zaman karşımdaki insanlar seslerini yükselterek konuşuyorlar, sonra onları tekrar anlamadığımı söylediğimde bu sefer seslerini daha da yükselterek konuşuyorlar. İnsanlar ben onları anlayamadığım zaman yüksek sesle konuştuklarında onları anlayabileceğimi düşünüyorlar.

Yavaş yavaş Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmeye başlamıştım. Hatta maşallah, inşallah, eyvallah, Allah Allah ne demek biliyor ve konuşurken bunları kullanıyordum. Tam kendime güvenim gelmişti ki, ilk Trabzon ziyareti sırasında bir şeyler ters gitmeye başladı.

Kendime güvenli bir şekilde Türkçe konuşmaya hazırlanırken, ilk karşılaştığım kişi bana “Nabaysın” diye sordu.

“Nabaysın” ne demek? O kadar zamandan sonra öğrendiğim bütün kelimeler anlamsızlaştı. Artık Nabaysın, Bakayrim, Tövbe Esteyfirulla, Nere Gideysin….

Sonuçta Türkiye’deki hayatım başlamıştı. Fındıkta topladım, karalâhana çorbası yapmayı da öğrendim. Kuymak bile yaptım.  Baba ile içimizde siyah beyaz renklere karşı gizli bir sempatimiz olsa da, “en güzel renklerin BORDO MAVİ olduğunu” söylerim.  Düğünümüz için horon öğrendim, umarım beğenmişsinizdir.

Ama en önemlisi Türkiye’de öğrendiğim önemli şeyler; salataya ekmek banmak, yüzlerce bardak çay içmek, fındık toplamak ve horon tepmek ve bunları ailemizle birlikte yapabilmek.

Şimdi böyle güzel bir ailenin parçası olduğum ve oğullarına eşim diyebildiğim için çok mutluyum.

 

 

Ana Sayfa
Foto Galeri
Web TV
Yazarlar